Sınır Tanımayan Müzik – Demi Lovato

Yaklaşık üç ay önce, 10 yaşındaki kızım, 16 Kasım 2014 tarihinde Ülker Sport Arena’daki Demi Lovato konserine gitmek istediğini söyledi.

Adını bile ilk defa o zaman duyduğum sanatçının konseri için biletleri aldık, günümüzü bekledik.

Beklenen gün geldi. Baba kız konser alanına gittiğimizde, anne ve babaları eşliğinde (konsere 14 yaş altıdaki izleyiciler, 14 yaş üstünde refakatçi ile katılabiliyorlarmış), yaşları benim gözlemlediğim 8-16 arasında değişen binlerce kız çocuğunu gördüğümde, “Müzik sınır ve yaş tanımıyor” diye düşündüm.

Konser başlamadan önce bir “DJ”, sayılarının 11.500 olduğunu sonradan öğrendiğim izleyicilerin konser öncesi enerjisini biraz daha artıracak, yüksek ritimli müzikler çaldı.

Önce ekip arkadaşları ve daha sonra Demi Lovato (22 yaşındaymış) sahneye çıktığında izleyicilerden çıkan “tiz” çığlıkları, öyle-böyle tarif edemem.

Birazdan Demi Lovato’nun söylediği her şarkıya, velilerini ayırdığımızda 5-6 bin kişilik genç hayran kitlesinin kelime-kelime, katıldığını gördüğümde iyice şok oldum. Her bir genç kız, her şarkının İngilizce sözlerini bu kadar mı iyi ezberlemiş olabilir?

Sadece bununla da kalmadı. Demi Lovato’nun aralarda yaptığı konuşmaların cümle sonlarında ve her bir şarkının bitiminde salonu çınlatan çığlıklar ve de hızını alamayıp, bulunduğu yerde dans eden binlerce genç kız. Ben bugüne değin böyle coşkulu başka konser izlemedim.

Birinci saatin sonunda salon ışıkları yakıldı. “Her halde ara verildi” diye düşünmüştüm ki; konser bitmiş. İzleyiciler büyük bir keyif ile evlerine doğru gidiyor. Dillerde, konserde söylenen şarkılar, Demi’nin her ay farklı renge boyandığını öğrendiğim saç şekli ve konsere dair benim fark etmekte zorlandığım bir sürü başka detay.

Kızımdan; Demi’nin de küçükken kedi ve köpeklere karşı alerjisi olduğunu, babasının birkaç yıl önce öldüğünü, çocukluğunda zorluklar yaşadığını, bazı konserlerine bir başka sevilen şarkıcının da eşlik ettiğini vb. gibi, neredeyse mahalle arkadaşımız tadında bir çok detay öğrendim.

Ben küçükken benim dinlemeyi sevdiğim şarkılar büyüklerimin başını ağrıtıyordu. Şimdi galiba o zaman ne hissettiklerini anlıyorum. Haksızlık etmeyeyim kısa konserde şarkılar güzeldi; ama 5-6 bin kız çocuğunun çığlık sesleri bütün gece kulaklarımdan gitmedi.

Her neyse kızı, sevdiği bir şarkıcının konserine gitmiş ve mutlu olmuş, bir babanın hisleri ile kapattım günü…

Ambulans Takipçileri (Ambulance Chaser)

Son yıllarda ölüm veya sürekli sakatlık ve iş göremezlik ile sonuçlanan kazalarda sektör aktüerlerince gerçekleştirilen aktüeryal çalışmanın, ilgili hasarın mahkemeye konu olması durumunda, mahkemelerce yapılan aktüeryal çalışmaya göre farklı sonuçlar vermesi nedeniyle, Sigorta Sektörü  Karayolları Zorunlu Trafik Mali Sorumluluk branşından zarar etmektedir.

Bu zarar sadece Türkiye’ye özgü değil, global yaygınlıktadır.

Bedeni Hasar nedir?

Karayolları Zorunlu Trafik Mali Sorumluluk Sigortası (kısaca trafik sigortası): Aracın kullanımı sırasında, bir kimsenin ölümüne, yaralanmasına veya üçüncü şahıslara ait malların zarara uğramasına sebebiyet verildiği takdirde devreye giren sigorta türüdür.

Trafik sigortası, yukarıda belirtilen riskin gerçekleşmesi durumunda aracın kullanıcısına düşen hukuki sorumluluğu, Hazine Müsteşarlığı’nca saptanmış ve poliçede belirtilmiş sigorta limitleri dahilinde temin/tazmin eder.

Sürücünün kusuru nedeni ile bir kişinin ölümü, yaralanmasına/sakatlanmasına sebebiyet verilmesi halinde oluşan bedeni zarar “Bedeni Hasar” teminatı kapsamında ödenmektedir.

(2014 yılı için Karayolları Zorunlu Trafik Mali Sorumluluk poliçesinde Bedeni Hasar teminatı kişi başına 268.000 TL ve 2015 yılı için ise 290.000 TL belirlenmiştir.)

Riskin gerçekleşmesi durumunda;

Mağdur;

  • Yapmış olduğu tedavi giderlerini,
  • Uğramış olduğu kazanç kaybını,
  • Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplarını,
  • Ekonomik geleceğinin sarsılmasından doğan kayıplarını,

talep edebilir.

Tazminat tutarı;

  • Tıbbi inceleme
  • Aktüer raporuna

göre aktüerler tarafından hesaplanır.

Aktüerler raporlarını hazırlarken Dünya genelinde standartlaştırılmış PMF ve CSO ismi verilen Yaşam Tablolarını kullanırlar. Bu tablolar, ölüm istatistiklerinden derlenen “mortalite” tablolarıdır.

PMF  (Pardon My France): Fransızların ölüm ihtimallerinden derlenen bir tablodur.

CSO (Commissioners Standart Ordinary): ABD menşeyli mortalite tablolarıdır.

Eskiden bu tablolar beş yıl aralıklarla güncellenirken artık yıllık olarak güncelleniyorlar.

Türkiye’ye 1961 yılında SSK’nın kuruluşu ile  ölüm tazminatlarının hesaplanmasında referans olarak kullanılan PMF(1931) tablosu girmiştir. SGK daha sonra PMF(1931) yerine, CSO(1980) tablolarını referans kabul etmeye başlamış ve son olarak ta TRH(2010) yerli tablolar kullanmaya başlamıştır.

Bedeni hasar tazminatları hesaplamalarını etkileyen faktörler;

  • Yaş
  • Cinsiyet
  • Yer ve zaman
  • Medeni hâl
  • Meslek

Kriterlerine göre;

  • Ölüm oranı
  • Hayatta kalma oranı
  • Yaşayan sayısı
  • Ölüm sayısı
  • Yaşanan Fert-Sene Sayısı
  • Yaşanan Fert-Seneler Toplamı
  • Hayat ümidi

Gelelim Sigorta Şirketi aktüerleri ile Mahkeme Bilirkişilerinin neden hesaplamada farklı sonuçlar elde ettiklerine?

Birinci fark: Kullanılan yaşam tablolarındaki beklenen ömür sürelerinin farklı olmasıdır.

  • Sigorta şirketleri Hazine Müsteşarlığı tarafından lisanslı aktüerleri genellikle C.S.O. yaşam tablosunu,
  • Mahkemelerin atadığı bilirkişiler ise genellikle P.M.F. yaşam tablosunu,

Kullanmaktadır.

İkinci Fark: İskonto için kullanılan teknik faiz oranıdır. Kullanılabilecek oran %0 ile %3 arasında değişebilmektedir

  • Sigorta şirketleri aktüerleri %3 iskonto oranını,
  • Mahkemelerce atanan bilirkişiler %0 iskonto oranını,

kullanmaktadır.

Bunların dışında dosya özelinde değerlendirilmesi gereken ve aktüerlerin uzmanlık alanına giren farklı kriterler de bulunmaktadır.

Sigorta şirketleri ve Mahkemeler arasındaki bu fiyatlama farklılıkları, hasar sonrası Bedeni Hasarların Mahkemelere taşınmasını teşvik etmekte ve bu alandaki boşluğu, mali pazarı gören ve Dünya literatüründe  kendilerine “Ambulance Chaser” adı verilen, kazaları takip ederek anında kaza yerine ve/veya yakınlarına ulaşan ve de bu hasarları takip etmek için vekalet alan ve dava yoluyla takip eden organizasyonlar ortaya çıkmaktadır.