Kamu Kurumları Bilgi İşlem Altyapısının Koordinasyonu

Hangi sektörde olursa olsun, bu dönemde yeni bir şirkette göreve başladığımda hemen üzerine gittiğim ve en azından belli bir seviyeye gelinceye kadar birebir takip ettiğim ilk gündem maddem, o Kurumun Bilgi İşlem alt yapısı olmuştur.

Düzgün bir bilgi işlem altyapısı denilince hemen aklıma;

  • Şirket’in modern iş yapış tarzına uygun, mümkün ise kaynak kodları (source code) Şirketin mülkiyetinde ve geliştirilmeye açık bir ana yazılımının (software) olması,
  • Ön tarafta şirketin görünen yüzü olan ve ana yazılım ile tam entegre bir internet sayfası (web sitesi) olması,
  • Belki de bugün için en önemlisi,  hem ana yazılım, hem de internet sayfası ile entegre bir mobil uygulaması, olmasıdır.

Ne zaman ilk internet sayfası tasarımları hayata geçse, belki de hemen nihai sonuca ulaşılacağı büyük beklentisi ile bana sanki ortaya çıkan çok basit bir geliştirmeymiş gibi gelse de, ilk aşamada öyle olmuyor. Ne zaman ki bu internet sitesi ile ana yazılım entegre edilerek birlikte çalışmaları ve nihai kullanıcının günlük hayatını olumlu yönde etkileyen çalışmalar tamamlanıyor işte o zaman, başlangıçta çok basit gözüken geliştirmenin, “ne kadar fazla hayata dokunduğunu, şirketin iş yapış şeklini ne kadar kolaylaştırdığı ve verimli kıldığını” görüyorum.

Bugünlerde Kamu’nun farklı birimlerinde de hızlı bir Bilgi İşlem yatırımı olduğunu görüyor ve Ülkem adına bundan büyük mutluluk duyuyorum. Yeni düzenlemeler, vatandaşın günlük hayatını kolaylaştıran geliştirmeler gördükçe de mutluluğum daha da artıyor.

Bununla birlikte, birden fazla kamu kurumunun kendi içinde bilgi işlem alt yapısına dayalı geliştirmeler söz konusu olduğunda ise sıkıntıların baş gösterdiğini görüyorum.

Bunun bir örneği de şu anda mevzuatı yakın zamanda düzenlenen Taşınır Rehni işlemlerinde yaşanıyor. Şöyle ki Taşınır Rehni işlemleri Türkiye Noterler Birliği tarafından gerçekleştiriliyor/gerçekleştirilecek. Fakat, mevzuatta sıralanan çok sayıda farklı çeşit “varlık (menkul)” Taşınır Rehni’ne konu olacağından, işlemlerin sağlıklı ve hızlı gerçekleştirilebilmesi için farklı kurumların (kamu ve yarı kamu) bilgi işlem alt yapılarının birbirleri ile “konuşmaları” (entegrasyonları)  gerekiyor.

Örnek: Noterler Birliği bilgi işlem alt yapısı ile Merlis’in entegrasyonu gerekiyor. Bunun dışında da; araç rehinleri için farklı, kayıtlı ağaçlar için farklı, tarım araçları için ve iş makinaları için (vb. gibi) farklı bilgi işlem sistemlerinin birbirleri ile konuşmaları gerekiyor ki işlemler sağlıklı sürdürülebilsin.

Ama, fiili uygulamanın başladığı 01.01.2017 tarihinden bu yana 3 ayı aşkın bir zaman geçtiği halde henüz söz konusu sistemler birbirleri ile sağlıklı şekilde “konuşur” vaziyete getirilemediğinden Taşınır Rehni işlemleri çok yavaş gerçekleştirilebiliyor ve beklendiği hızla büyüyemiyor.

Bu örnek en son yaşanan örnek. Ve bu örnekten baktığımda acaba “Kamu içerisinde Bilgi İşlem sistemlerinin ortak bir yazılım diliyle yazılması, elbette gerekli tüm güvenlik tedbirleri alınarak, birbirleri ile entegrasyonlarının koordine edilmesi”, belki de en önemli alt yapı yatırımlarından bir tanesi olarak görülüp, bunun için ayrı bir Birim oluşturulsa mı diye düşünüyorum. Ülkemin gelişimi ve vatandaşların hızlıca Kamu Hizmetlerinde faydalanmalarını sağlamaya dönük olarak bu konunun hızla ele alınması gerekli diye düşünüyorum. (Eğer böyle bir Birim-Kurum varsa da, varlığından ben haberdar değilim.)

Taşınır Rehni Ekspertizi, Sigorta Eksperlerinin Konusu

Son günlerde Bankacılık Sektörü gündeminde yeni bir konu var. Taşınır Rehni.

Özellikle KOBİ’lerin finansmana erişimindeki aşağıdaki problemlerin çözümüne dönük bir düzenleme yakın zamanda hayata geçti.

  • Bankacılık Sisteminde taşınırların teminat olarak kullanılmasının sınırlı olması,
  • Buna mukabil KOBİ’lerin varlıklarının çoğunun taşınır varlıklar olması,
  • Taşınır varlıklara ilişkin mevzuatın bugüne kadar parçalı bir yapıda olması,
  • Taşınır varlık kayıt sisteminin parçalı olması,

20.10.2016 tarih ve 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanun’u kabul edildi ve 01.01.2017 tarihinde yürürlüğe girdi.

Bu Kanun ile menkuller de teminat vasfı kazanarak, özellikle KOBİ’lerin kredi kuruluşlarından kaynak bulmasının önünün açılması hedefleniyor.

Öncelikle Taşınırların ortak bir sicil sisteminde takip edilmelerinin sağlanmasına dönük olarak TARES (Taşınır Rehin Sicili) adı verilen bir Sicil Sistemi oluşturuldu.

Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu’nda Değer Tespiti ve Ekspertiz ile ilgili ifade şu şekilde yer alıyor:

  • Rehne konu taşınırın değerinin tespiti amacıyla ekspertiz hizmetinden yararlanılabilir.
  • Ekspertiz hizmeti sunan gerçek ve tüzel kişilerde aranacak nitelikler ile yetkilendirilecek bu kişilere ilişkin diğer hususlar yönetmeliklerle belirlenecektir.

Hali hazırda bankalar veya kredi kuruluşları adına taşınmaz ekspertiz-değerleme raporları SPK lisanslı Gayrimenkul Değerleme firmaları aracılığı ile yapılıyor. Ancak bu kurumların asıl uzmanlık alanları Gayrimenkul değerlemesi alanında.

Taşınır Rehni kanununa konu ise menkullerdir. Araç plakasından, iş makinalarına, tarım makinalarından, marka haklarına kadar geniş bir silsilede…

Hazine Müsteşarlığı nezdinde lisanslı sigorta eksperleri, tam da bu konuda çok uzun bir bilgi birikimi ve tecrübeye sahipler. Sigorta poliçesinin hazırlanması öncesinde yapılan “kıymet takdir raporları” tam da bu alana fazlası ile hizmet edebilecek bilgi, belge, tecrübe ve donanıma sahip olduklarını gösteriyor. Söz konusu emtianın hasar sonrasında hasar tazminatının tespiti amacıyla ayrıca değerlendirilmesi de, gerek fiziken ve gerekse muhasebe kayıtları üzerinde sigorta eksperlerinin tecrübelerini iyice parlatıyor.

Üstelik taşınır rehni ile sigorta sektörüne de ciddi yeni sigortalanabilecek değer ortaya çıkacaktır.

Benim görüşüm; Sigorta sektörü, düzenleyici kurumlar ve başta sigorta eksperleri bu alandaki tecrübelerini mutlaka yeni Taşınır Rehni sürecinin hizmetine sunmalıdır.

Banka Teftiş Kurulu Kökenli Hasar Liderleri

Hayat Dışı Sigorta Sektörü’nde 4 şirketin hasar birimlerinin liderliğini Garanti Bankası Teftiş Kurulu kökenli arkadaşlar yapıyor.

Garanti Bankası Teftiş Kurulu hem giriş sınavlarında aradığı yüksek yetkinlikler ve hem de bünyesinde görev yapan müfettişlere pratik ve teorik pek çok eğitimi bir arada veren, önemli bir yönetici havuzudur.

Sadece Garanti Bankası üst yönetiminde değil finans sektörünün pek çok kilit yönetim kadrosunda bu okuldan yetişmiş, güvenilir ve yüksek performanslı kişiler görev yapmaktadır. Gerek birbirinden çetrefilli sorunların çözümünde ve gerekse çok farklı bir skalada insanlar ile birlikte çalışma tecrübesinin edinilmesinde ve de bankacılık sektöründe sürekli yenilikleri ile tanınan Garanti Bankası gibi bir kurumun kültürünün etkisi ile bu okuldan farklı sektörlere ciddi bir insan kaynağı desteği sağlanmaktadır.

İşe bakış açılarındaki geniş perspektif, bitmeyen yenilik arayışı, yabancı dil yetkinlikleri başta olmak üzere genel teknik donanımları sonucu olsa gerek bugün itibari ile Hayat Dışı Sigorta Şirketleri içerisinde 4 Şirketin Hasar’dan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı veya Direktörü unvanında yer alan arkadaşlar Garanti Bankası Teftiş Kurulu kökenli.

Toplam oyuncu sayısına ve bu şirketlerin sektörde aldıkları Pazar payına baktığımda ağırlıkları sadece görev aldıkları Şirket adeti ile de sınırlı değil.

Ben de bir Garanti Bankası Teftiş Kurulu’nda yetişmiş aday olarak 1998 yılı sonunda sigorta sektörü ile Hasar ve Mali İşlerden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak göreve başladığımda tanışmıştım. Bugünkü durum bana bu nedenle sempatik geldi galiba…

Taze, Lezzetli, Güleryüzlü Bir Tavsiye

Sömestr tatilinden aylar önce kendimize bir şehir (yurt içi-yurt dışı) belirleyip planlarımızı yapıyor ve uçak biletlerimizi erken olduğu için nispeten hesaplı alıyoruz. Bu sene de geleneği bozmadık ve 7 kişilik 2 aileden oluşan ekiple, 3 gece, 4 günlük Barcelona ziyareti gerçekleştirdik.

Bu yazımda Barcelona’nın her yerde okuyabileceğiniz genel turistik bilgilerini değil, farklı bir yer ve mekanını anlatacağım.

Bir süredir gezilerimizde lokal kapalı pazarlara gitmeyi adet edindik. Daha önce tesadüfen bulduğumuz lokal Sebze, et ve balık pazarlarındaki ufak restaurantlarda tattığımız lezzetler çok hoşumuza gitmiş, kendimizi turist gibi değil o bölgenin yaşayanı gibi hissetmiş ve gerçek lezzetleri tatma fırsatı bulduğumuz için  de şanslı hissetmiştik.

Bu defa Barcelona/Ispanya’da, havaalanındaki Turizm Information görevlisi kalacağımız apartman dairesine nasıl ulaşacağımızı bize tarif ederken verdiği tavsiye ile Market’i bulduk.

Mercat Del Ninot adı verilen, İstiklal Caddesi’ndeki Balık Pazarına benzeyen kapalı pazarda; sebze, meyve, peynir, et ve balık çeşitlerinin satışlarının yanı sıra ufak lokantalar bir şef, birkaç servis görevlisi vasıtasıyla hizmet sunuyor ve bar taburelerinde oturarak yemeğinizi yiyebiliyorsunuz.

Bunlardan bir tanesi’ni tesadüfen ve etrafındaki kalabalığa bakarak seçtik ve oturduk. Peixateria Ribera.

Hareketli bir balıkçının sağ arka bölümünü balık ve deniz ürünleri pişirme yerine çevirmişler. Balık ve deniz ürünleri kendi tezgahlarından tartılıp, temizlenip, pişiriliyor ve bar sandalyelerinde servis ediliyor.

Şef Ricardo Altares hızlı, lezzetli ve güzel sunumlu servisleri ile konuklarına ziyafet sunarken, her halinden yaptığı işten çıkardığı yemeğin beğenilmesinden aldığı mutluluk belli oluyordu. Jose ve Sandra isimli servis elemanları da güler yüz ve tatlı dilleri ile kimsenin acıkmasına izin vermeden servislerini büyük bir enerji ile yapıyorlar.

Mürekkepli Deniz ürünleri risottosu, gözünüzün önünde Vog tavada pişirilen sebze garnitürlü füme dil balığı, tazeliği görünüşlerinden belli midyeler, Fransa’dan geldiği söylenen istiridyeler ve üç ayrı cins balıktan yapıldığı ifade edilen mini hamburgerler bizim tatmaya fırsat bulduğumuz lezzetler. Sadece o Bölgeye has kum midyesi, ana yemekler sunuluncaya kadar ikram edilen gümüş balıkları, yine o bölgeye has kırmızı renkli karidesler de tatmak fırsatı bulduğumuz diğer birkaç lezzet oldu.

Diyeceksiniz ki bir günde mi yediniz? bütün bunları. İlk gün o kadar hoşumuza gitti ki, şehrin çok uzaklarından ertesi gün yine aynı markete gittik. Ne yazık ki şef Ricardo kaza yapmış. Büyük bir hayal kırıklığı yaşadık. Mecburen manzarası güzel ama lezzeti Ricardo’nun pişirdiği yiyeceklere yanaşamayacak derecede lezzette başka yemekler yemek zorunda kaldık. 3. Gün yine döndük markete ve neyse ki Ricardo ve sürekli gülümseyen tatlı dilli ekip oradaydı ve bu kez gezimizin de son gün olmasının verdiği çoşku ile biraz fazla yedik. (Şefi ve yemeklerini merak edenlere önerim: instagram’da  “r.altares” i takip edebilirler.)

Bu tür marketlerde yemekler daha lezzetli, malzeme yan taraftaki tezgahtan geliyor ve de fiyatlar benzer kalitede yemekler sunulan restaurantlardan çok daha uygun.

Dördüncü gün dönüş yolculuğumuz sabah olmasa idi yine giderdik. Geziden aklımızda kalan ve bizleri mest eden en güzel anılardan bir tanesi Mercat Del Ninot daki Peixateria deniz ürünleri lezzetleri idi. Bir de Ricardo, Jose ve Sandra’nın tatlı tebessümleri. Tavsiye ederim. Hatta bizim selamlarımızı da iletin…

1.2 Milyon İpotek FU Gayrimenkul Tarafından Tesis Edildi

Kurulduğu 11.09.2005 yılında Banka ve finans kurumlarının üçüncü taraflara devretmek istedikleri iş ve işlemlerinden, ipotek tesisi ve fek işlemlerinin operasyonlarını üstlenmeye başlayan FU Gayrimenkul 2016’nın zor ekonomik ortamında başarılarına yenilerini ekledi.

26 Banka ve 40 Banka Dışı Kuruma, yıl sonu itibari ile 52’si Avukat olmak üzere 109 kişilik kadrosu, tüm Türkiye il ve ilçelerine yaygın 670’in üzerinde avukattan ve uzman diğer personelden oluşan networkü ile, 2016 yılında tarihi bir rekor kırmış ve 2015 yılına göre işlem hacmini %41.21 büyüterek, 230.328 işlem ile yılı tamamlamıştır. FU Gayrimenkul bu güne kadar 1.2 milyonu aşan ipotek işlemini başarı ve güvenle gerçekleştirmenin gururunu yaşamaktadır.

Aralık 2016 ay sonunda da yine tarihi bir rekora ulaşarak, bir ayda 30.312 işlemi tamamlamış ve 12 yıllık tarihinde aylık bazdaki işlem sayısı rekorunu da kırmıştır.

TUİK verilerine göre Kasım 2016 tarihinde, ipotek teminatı ile satılan her 100 konutun 43 adedinin ipoteği, hizmet verdiği Banka ve Banka Dışı (Bayilik Ağı ile çalışan) kurumlar adına FU Gayrimenkul tarafından tesis edilmiştir.

FU Gayrimenkul ana faaliyetinin yanı sıra:

  • sağlamtapu.com ile hurriyetemlak.com arasındaki işbirliği ile bireylere dönük ve kredi ile bağlantılı olmayan tapu işlemlerinde de ivmelenmesini artırmış;
  • Leasing ve tüketici finansman şirketleri adına Türkiye’nin tüm il ve ilçelerinde sözleşme imzalarının tamamlanması süreçlerinin yönetimi işlem hacmini artırmış;
  • Yeni hizmeti, Sigorta Şirketleri adına bedeni hasarlı kazalara ilişkin Kaza Tespit Tutanağı temini işlemlerinde hizmet verdiği Sigorta Şirketi sayısını 3’e yükseltmiştir.

Ekim 2013 yılı son çeyreğinden bu yana operasyonel mükemmellik hedefleri doğrultusunda, iş ve işlem süreçlerini teknolojiye taşıyan FU Gayrimenkul, sektöründe teknoloji yatırımları ile de rol-model olmuştur.

  • Sektörünün ilk interaktif web sitesi,
  • Her sene 670 Avukatı ve ekip arkadaşlarından gelen taleplere göre güncellenen mobil uygulaması (6. Faz Mobil Uygulama Projesi şu anda geliştiriliyor)
  • 6 kişilik Bilgi İşlem kadrosu ile ihtiyaca göre geliştirdiği çözümler,
  • Pek çok büyük ölçekli firmanın dahi önemini kavramakta zorlandığı, süreç departmanı,

Bu başarının ön plana çıkan örneklerinden bazılarıdır.

Elbette başarıda en önemli pay, gerek çalışanları gerekse de yönetim kadrosunda %50-50 kadın-erkek dağılımının verdiği güçle ekibindir. Performansa dayalı kariyer gelişimi, eğitim programları ve sosyal aktiviteler ile desteklenen İnsan Kaynakları politikaları FU Gayrimenkul, “çalışılması tercih edilen şirketlerden bir tanesi olmuştur.”

2017 yılı için de Vizyonu doğrultusunda yeni iş alanlarına giriş hazırlığı yapmaktadır.

 

Otomatik BES’in İstihdama Olumsuz Etkisi

2001 yılında Bireysel Emeklilik Sistemini ilk olarak düzenleyen Kanun yürürlüğe girdiğinde, Hayat ve Bireysel Emeklilik şirketlerini bekleyen en büyük zorluk, üzerinden kesinti yapılabilecek rakam kısıtlı iken, Bireysel Emeklilik sisteminde müşterilere ulaşabilmenin, yani “satışın” maliyeti idi.

O dönemde Mali İşlerinde sorumlu olduğum Şirket için hazırladığımız iş planlarında, elinizde kullanabileceğiniz Banka dağıtım kanalları bulunsa bile o kadar çok satış elemanına ihtiyaç ortaya çıkıyorduki şirketlerin başa baş noktaya geldikleri zaman dilimi en az 5-7 yıl oluyordu.

Gerçekten de piyasada faaliyette bulunan Hayat ve Emeklilk şirketleri çok hızlı şekilde özellikle satış kadrolarında artışa gittiler. 31.12.2015 yıl sonu itibari ile TSB portalında yer alan istatistiğe göre; sigorta şirketlerinin (Hayat-Hayat Dışı toplam) satış ekiplerinin sayısı 6.329 kişiye ulaşmış. (2014 sonunda 6.788 kişi)

31.12.2015 TARİHİ İTİBARİYLE
DOĞRUDAN SATIŞ PERSONELİ SAYISI
A- Merkez ve bölgelerde kadrolu, sözleşmeli, part-time, full-time çalışanlar sayısı
Mezun Olduğu Eğitim Kurumu Erkek Kadın Toplam
İlkokul 0 0 0
Ortaokul ve Dengi 0 1 1
Lise ve Dengi 185 311 496
2 Yıllık Yüksekokul 358 1.170 1.528
Üniversite 1.706 2.457 4.163
Lisansüstü 56 85 141
TOPLAM 2.305 4.024 6.329

Zaman zaman Şirket yöneticileri ile yaptığımız sohbetlerde ağırlıklı olarak direkt satış ekipleri olmak üzere, çalışan sayıları şirket bazında 1.000 lerle ifade edilince biraz şok oluyor, biraz da sigorta sektörünün istihdam gücü adına mutluluk duyuyordum.

Bununla birlikte toplam Bireysel Emeklilik satışlarının %65-70’i de direkt satış ekipleri tarafından gerçekleştiriliyor. Her yıl başında Şirket Yöneticileri sektörün izleyen yıl kaç bin kişiyi daha direkt satış ekibinde istihdam edeceklerini açıklıyorlardı.

ilgili Kanunun ardından,  17 Aralık 2016 tarih ve 29921 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİNDE DEVLET KATKISI HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK ile çalışanların Bireysel Emeklilik Sistemine girişlerinin zorunlu hale gelmesi ile, ilk aklıma gelen  “Hayat ve Emeklilik şirketleri bu kadar çok direkt satış ekibine artık niye ihtiyaç duyacak?” oldu.

Söz konusu Şirketlerin, ağırlıklı olarak, hedef müşterileri ücretli çalışanlar olduğuna ve bu çalışanlar da sisteme zorunlu olarak katılacaklarına ve de bu katılımları Devlet tarafından destekleneceğine göre, sayıları bazı şirketlerde 1.000’leri bulan satış ekipleri farklı olarak kime neyi satacaklar?

Nitekim Yönetmeliğin yayınlanmasını takiben Hayat ve Emeklilik Sektörü’nde Bölge kapatmalar ve direkt satış ekibi sayılarında azaltmaların başladığını duymaya başladım.

Oysa Türkiye’de özellikle genç işsizliği yüksek oranlarda ve Hayat ve Emeklilik şirketleri özellikle iyi eğitimli gençler için önemli bir istihdam alanı idi.

Bireysel Emeklilik sisteminin gelişmesinin ekonomi açısından pek çok kazancı olmakla birlikte, çalışanlara Otomatik Bireysel Emeklilik sisteminin getirilmesinin yakın dönemde işsizlik oranlarına ilave olumsuz etkisi olacaktır.

Belki öngörülen süre içerisinde sistemden ayrılmak isteyecek kişilerin sistemde tutulması amacıyla (retention) bu direkt satış ekipleri kullanılabilir mi? Ya da hayat ürünlerinin satışlarında…

 

Günlük İstihkak

Çağlayan’daki iş yerimden akşamları eve giderken sürekli geçtiğim bir ara sokak var; Akgül Sokak. Bu sokakta sağ tarafta Eren Et ve Tavuk Pazarı ünvanlı küçük bir dükkan var. (Bknz; Google Map). Akşam mesai yorgunluğu ile kafamda bin bir düşünce akıp giderken önce çok dikkat etmediğim ama sonra neredeyse her gün ola-geldiğini gördüğüm bir manzara çok hoşuma gitti vesile ile paylaşmak istedim.

Akgün Sokağın müdavimlerinden bir tanesi de bir sokak köpeği. Sol şeritte otururken “Aman arabalar çarpmasın” diye endişe ettiğim bu müdavim,

hep aynı saatlerde Eren Et’in önüne gidiyor.

Biraz mahcup ama sonuca ulaşacağına emin bir ifade ile ve ısrarla o günkü kemik istihkakını bekliyor. Yüz ifadesi, duruş, kuyruk sallayış, uzun yıllardır golden’larla yaşayan benim için çok anlamlı. Sanki “Bugünkü hakkımı verecek misin?” diyor ama gururundan da taviz vermiyor.

İlk defa dün akşam onu istihkakı (bir kemik) ağzında, koşar adımlarla ve büyük mutlulukla Eren Et’den yukarı çıkarken gördüm. O anı yaşıyor ve mutluluk sesleri çıkartarak ilerliyordu. Sanki Bütün gece bu sokağı bekledim, korudum ve bu da hakkım olan kemik dercesine…

2017 yılına girerken bazen geleceğe dair endişelerden arınmak ve “o anı yaşamak, o andan mutlu olmak ne güzel bir duygu” diye düşündüm.

Güzel bir Yeni Yıl olsun. Yeni Yılınız Kutlu Olsun.

 

Aggregator Kamu Aracılığı ile Türkiye Pazarında

Yazılarıma uzun bir ara vermiştim. Kamu otoriteleri tarafından yapılan bir açıklama sigorta sektörünün geleceği adına beni heyecanlandırdı. Ne de olsa konu sigortacılığın dijitalizasyonu, sigorta direkt’e giden yol ve aggregator yapılanmasına dokunuyordu, fikirlerimi yazayım istedim.

Daha önce Sigorta Şirketlerinin Direkt satışlar için alt yapısı hazır olmadan, özellikle Anglo-Sakson ülkeler başta olmak üzere, gelişmiş ekonomilerde gördüğümüz Aggregator sisteminin Türkiye’de hayata geçemeyeceğine dair yazı yazmıştım. Sigorta Direkt Olmadan Aggregator . Şimdi Türkiye’de gelişim tersten başlıyor ve  Kamu Otoritesi Aggregator olduğu için, Sigorta Direkt olacak galiba.

Ülkemizde son 5 yılda, her ne kadar en iyi teklif ve poliçeyi “online sunan” platformların sayısı hızla artsa da, bu platformların dayandıkları Tüzel Kişilikler:

  • Broker (Müşteri adına hareket ile sigorta şirketlerinden en iyi fiyat ve korumayı sağlayan)
  • Acente (sigorta şirketi adına hareket ile nihai müşteriye hizmet sunan)

Oysa şimdi, dijitalizasyonu çok ivmelendirecek yeni bir uygulama geliyor: Sigorta Direkt. Kamu otoritesi, son birkaç yılda artan Zorunlu Trafik Sigortası primlerini aşağı çekebilmek için, Sbm.org.tr üzerinden, nihai müşterilerin Sigorta Şirketleri’ne ait fiyatları görüp, karşılaştırabilecekleri bir platform oluşturuyor.

Dünya’daki benzerlerine uygun olarak Türkiye’de de toplam sigorta prim büyüklüğünün neredeyse %50 si Motor sigortalarından oluşuyor. Motor sigortaları Zorunlu olarak yaptırılan ve kaza anında “karşı tarafa verilen hasarı tazmin eden Trafik sigortaları” ile kaza anında “poliçe sahibinin aracında meydana gelebilecek hasarları tazmin eden Kasko sigortalarının” toplamından oluşuyor.

Diyelim ki Trafik poliçesi alacak bir müşteri olarak, sbm.org.tr ni ziyaret ettiniz. En uygun poliçenin X sigorta şirketinde olduğunu gördünüz. Satın almak istiyorsunuz. Yapabileceğiniz 3 şey var.

  1. Bir broker a gidip söz konusu şirketin poliçesini almak,
  2. O şirketin bir acentesini (acente bir banka da olabilir) bulmak ve satın almak,
  3. En hızlı ve kolayı sbm.org.tr den bir link ile ilgili sigorta şirketinin sitesini ziyaret edip, bir sigorta aracısı kullanmadan  poliçeyi Direkt şirketin web sitesinden oluşturmak.

Gelişmiş ekonomilerde işi sadece sigorta şirketlerinin direkt kanallarına müşteri yaratmak olan (lead generation) Aggregator adını verdiğimiz özel kuruluşlar var. Bugüne kadar Dünya’da herhangi bir ülkede, Kamu aracılığı ile işletilen aggregator platformunun olduğu bir örnek ben duymadım, bilmiyorum. Ama çözüm kötü mü? Hayır. Zaten Dünya’nın gittiği satın alma trendi olan:  “karşılaştırılarak satın alma’nın” platformu şimdilik Trafik poliçeleri için Türkiye’ye özgü olarak Kamu Otoritesi tarafından kurulmuş olacak.

Önemli olanlar:

1- Aracıların komisyonları poliçe birim fiyatlarını aşağı çekme yönünde değerlendirilebilecek mi?

2- Bugüne kadar “zorunlu olduğu ve günlük hayatta sıklıkla ihtiyaç duyulduğu” için en çok adette ve penetrasyonda satılan Trafik poliçesinin, diğer sigorta ürünlerinin de müşteriye satışı konusunda “Aracı ile müşteriyi bir araya getirme faydasının” ortadan kalkmasının diğer ürünlerin satışına olumsuz etkisi ne olacak?

Biraz Kamu yardımı ile olsa da gerçek anlamda Aggregator sistemi ve Sigorta Direkt Türkiye’ye de geliyor. Belki de bu sayede Dünya sigortacılık sektöründeki dijitalizasyona ulaşacağız.

“TEMİZ TAPU” İLE SAĞLAM TAPU VE HÜRRİYET EMLAK İŞ BİRLİĞİ BAŞLIYOR

Sevgili dostlar; aylardır geliştirmek için emek harcadığımız Hürriyet Emlak ve Sağlam Tapu iş birliği ilk meyvesini verdi ve bugün itibariyle Temiz Tapu dönemi başladı. Şimdilik sadece kurumsal Hürriyet Emlak kullanıcıları yani emlakçılar için hayata geçirilen Temiz Tapu; çok yakın zamanda bireysel emlak satıcıları için de hayata geçecek.

Temiz Tapu” aslında Sağlam Tapu’da sunduğumuz sertifika hizmetinin Hürriyet Emlak’a özel olarak geliştirilmiş ve bir filtreleme seçeneğine dönüştürülmüş hali diyebiliriz. Özetle Hürriyet Emlak’ta listelediği gayrimenkullerin “temizliğini” ve “sağlamlığını” potansiyel gayrimenkul alıcılarına göstermek isteyen emlakçılar, listeleme panelleri üzerinden ilgili gayrimenkule ilişkin sertifika isteyebiliyor. Gayrimenkul maliklerinden alacakları muvafakatname ve tapu görüntüsünün tarafımıza iletilmesi sonrası ise avukatlarımız gerekli incelemeleri yaparak sertifikayı hazırlıyor ve bu sertifika ilgili ilana ekleniyor. “Gayrimenkul alıyorum” diyenler gönül rahatlığıyla ilanlara bakabiliyor.

temiz tapu carousel_629x282

Alıcılar ise arama kriterleri arasına Temiz Tapu’yu da ekleyerek almak istedikleri evin güvenilir olduğundan emin oluyorlar. Burada güvenilirden kastımız; araştırmanın yapıldığı an itibariyle evin üzerinde bulunan takyidat; yani haciz, ipotek, SİT alanı şerhi, kira şerhi, aile konutu şerhi gibi şerh ve beyanlar. Örneğin üzerinde Aile Konutu Şerhi bulunan bir gayrimenkulün, gayrimenkul malikinin eşinin de yazılı rızası bulunarak satılması gerekiyor, yazılı rıza alınmamış satışlar ise ileride gayrimenkulün satışının iptaline sebep oluyor. Bu durumda alıcı ödemiş olduğu paranın iadesi için uğraşmak zorunda kalabiliyor. Gayrimenkul alıyorum derken başınıza dert alabilirsiniz anlayacağınız…

Sağlam Tapu’nun bir parçası olan Temiz Tapu; Hürriyet Emlak’taki ilanların temizliğini garanti altına alıyor ve son kullanıcıya inceleme yapılmış, sorunsuz ilanları sunuyor. Temiz Tapu ile sertifikalandırılmış gayrimenkuller ise potansiyel gayrimenkul alıcılarının bütün birikimlerini ileride sorun yaratabilecek bir gayrimenkule harcamasını baştan önlüyor diyebiliriz. Bu sebeple gayrimenkul alıyorum diyorsanız bayinizden, yani emlakçınızdan ısrarla isteyiniz demekte fayda var. J

Yakın zamanda bireysel satıcılara da yani gayrimenkul satıyorum diyenlere de sunulacak olan Temiz Tapu; sektördeki güvensizlik sorununu ortadan kaldırıyor ve potansiyel gayrimenkul alıcıları için neredeyse gayrimenkulün oda sayısına, metrekaresine, nemine ve rutubetine bakmaktan çok daha önemli bir kriter diyebiliriz. Nasılsa başıma gelmez diye düşünmemekte fayda var zira geçmişte benim bile başıma gelmişliği var. J

O yüzden bırakın gayrimenkulünüz sağlam, tapunuz temiz olsun; başınızın ağrısı az olsun…

FU’dan Sigorta Sektörüne Yeni Bir Hizmet: KTT Temini

Ölümlü/yaralanmalı trafik kazalarında kanun gereği,  Trafik Kazası Tespit Tutanaklarının kolluk kuvvetleri tarafından düzenlenmesi gerekmektedir.

Söz konusu tutanakların sigorta şirketlerine ulaşması çeşitli nedenlerle zaman almaktadır. Bu dönemde açılan muallak hasar rezervleri, geçmiş yıllar istatistiklerine göre hesaplanmaktadır.

Gelecekte ödenecek bir hasarın, geçmiş dönem istatistikleri ile rezerv olarak ayrılması da istatistiklerde method farklılıklarından kaynaklanan nedenlerle tartışmalara yol açabilmektedir.

Örnek: Türkiye geneli ölüm ile sonuçlanan kaza istatistikleri ile gerçekte kaza sonucu ölüm istatistiklerinde ciddi farklar yer almaktadır. Bunun da temel nedeni kaza sonucu yaralanan ve tedavi gören kişilerin ölüm istatistiklerinin, kaza yerine  solunum yetmezliği, kalp durması vb gibi farklı sebeplere dayalı olarak kayda alınmasıdır.

İstatistiklerin farklı raporlanması ve yorumlanması da kamu otoritesi ile sigorta şirket yöneticilerinin yaptığı hesaplamalarda farklı sonuçlara ulaşılmasına ve hatta Trafik Sigortalarının fiyatlanmasına etki ederek tartışmalara ve hatta tüketici memnuniyetsizliğine yol açabilmektedir.

FU, söz konusu kaza tespit tutanaklarını, Türkiye geneline yaygın ağı ile kazanın meydana gelmesinin ardından çok kısa sürede temin etmekte ve sigorta şirketlerine ulaştırmaktadır.

Böylece sigorta şirketleri belgeye dayalı rezerv ayırmakta ve geçmiş yıl istatistiklerinden yola çıkılarak hesaplanan rezerv değişimlerinden hem sigorta şirketlerinin ve mağdurların hem de kamu otoritesinin olumsuz etkilenmemesine dönük belge/veri sağlamaktadır.

KTT’lerin süratle temin edilmesi ile sigorta şirketleri “bedeni hasarlarda karşılıklarını (rezerv)” belgeye dayalı ve tartışmaya yer vermeksizin ayırabilmektedirler.

FU’nun Sigorta Sektörü’nün kullanımına sunduğu bu hizmet ile;

  • Mağdurların ve/veya yakınlarının mağduriyetlerinin, aracıların eline düşmeden ve doğru ödenmesi, vatandaşların suistimal edilmeden veya kandırılmadan doğru bilgilendirilmesi ve şirket finansalları açısından da muallak karşılıklarının doğru ayrılarak ödemenin yapılması ve genel toplamda ödeme / karşılık dengesinin sağlanması amaçlanmaktadır.
  • Trafik poliçelerinin fiyatlanmasına baz teşkil eden veriler varsayıma değil, gerçeğe dayalı olacağından tartışmalara son vermektedir.
  • Bu bağlamda gerekli evraka ulaşım, doğru ve daha önemlisi mağduriyeti ortadan kaldırmak için hızlı (Yeni Yasa’da yer alan 15 günlük süre içinde) değerlendirme yapabilmek adına önem arz etmektedir. Bu sayede Sektör proaktif bir yaklaşıma geçebilecektir.