Azami İyi Niyet

1990 -1991 döneminde, Chartered Insurance Instıtute (CII) eğitmenleri tarafından verilen sigortacılık eğitiminin ilk dersinde konu: “Sigortacılığın 6 Prensibi” idi.

Bunlar:
1- Azami İyi Niyet
2- Sigortalanabilir bir değer
3- Yakın Sebep
4- Prim
5- Tazminat
6- Halefiyet. (Alacaklıya olan borcun ödenmesi ile alacaklı yerine geçilmesi)

Aslında, bu altı prensibi bir araya getirince “sigortacılık” da rahat bir şekilde tanımlanabiliyor.

Sektörde çalıştığım süre içerisinde bu ilkelerden somutlaştırılması en zor olan “Azami İyi Niyet” prensibine uygun ve ters olan örneklerle sıklıkla karşılaştım.

Bunlardan birkaç tanesine değinmek isterim:

– 1999 yılı Temmuz ayında, bugünün büyük Aluminyum üreticilerinden bir tanesiyle, ticari yangın poliçelerinin yenilemelerini konuşuyorduk. Fabrika sahibi, “10 yıldır bu poliçeleri yaptırıyorum, primin büyük kısmını deprem primi  oluşturuyor.. Bu sene yenilememde deprem teminatı olmasın” diyordu.

Bu tartışma günlerce sürdü. Sanıyorum 10 Ağustos 1999 da son defa telefon ile konuşuldu ve verilen teklife istinaden “Tamam deprem de olsun” dedi. Henüz poliçe operasyonlarının devam ettiği, fiziki poliçenin oluşturulmadığı dönemde, 17 Ağustos Depremi gerçekleşti. Fabrika büyük hasar gördü. Fiziken poliçesi olmayan ancak teklifi kabul eden firmaya  deprem tazminatı ödendi.

Firma bugünün en büyüklerinden. Ve ne yaparsanız yapın sigorta şirketinden vaz geçmiyor.

– 2006-2007 dönemine ilişkin  reasürans tretelerinin yenilemelerinde, 31.12.2006 tarihinde “küçük bir plasman açığına” ilişkin çok sıkıştığımız bir zamanda; o zamanki Milli Reasürans Genel Müdürü’nün telefon ile “Plasmanlarınız tamamlanıncaya kadar bu hisse Şirketimiz koruması altındadır.” söylemini, aynı gün plasman tamamlandığı halde, başka bir ilke ile izah edemem. O kadar önemli bir destekti ki…

– Bir de tersi örneğim var. Co-assürans yapılan bir işimizde oluşan ve çok ta önemli olmayan büyüklükteki bir hasara dair, ilgili co-assürör şirketin, “Bize henüz prim ödenmedi. Bu hasara katılmayacağız.” dediği anı hiç unutmam. Hasarı olan firma çok büyük bir grup idi. Yenileme poliçelerine ilişkin henüz bize de prim ödemesini yapmamıştı. Neyseki hasar önemli rakam değil di. Peki ya olsaydı?

İyi örnekler kadar kötü örnekler de  var. Sigortacılıkta Azami İyi Niyet birinci prensip olsa da, hukuki açıdan sağlam durmak ve süreçleri sağlıklı çalıştırmak lazım. Ki, iş birilerinin “iyi niyet” kararına kalmasın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir