Bırakınız Yapsınlar, Bırakınız Geçsinler…

Yazının başlığı sizi yanıltmasın, bu yazı ekonomi ile ilgili değil. Çocuklarınızın hayatını yönetip/yönetmeme istegi ile ilgili.

Benim babam, işine gönül vermiş, başarılı bir Astsubay ve annem ev kadını idi. Tek memur maaşı ile 3 çocuk büyüttüler, hepsini okuttular. Ama sanıyorum, Devlet Memuru olmanın getirdiği güven konforu ve/veya çevrelerinde gördükleri kötü sonuçlanan yaşamsal tecrübelerin verdiği endişe ile çocuklarının özellikle iş yaşantılarında her değişikliği endişelenerek karşıladılar.

-1990 yılında Bankacılık okumak için Bankacılık ve Sigortacılık Okuluna gittim. Sigortacılık okumayı seçen 21 kişiden (87 kişi içinde) birisiydim.

Sigortacılık neydi? Kapı kapı dolaşıp, poliçe mi satacaktım. Bankacı olmalıydım. (Hala babam başkalarına, benim ne iş yaptığımı anlatırken Bankacı demeyi tercih ediyor)

Sigortacılığı Seçtim.

-Ziraat Bankası’nda uzman olarak çalıştığım dönemde, bu şekilde çalışarak bankacılığın sadece bir dalını görebileceğimi ve aslında istediğimin bu olmadığını düşünüp, Teftiş Kurulu sınavlarına girmeye karar verdim. 1993 başında Garanti Bankası Teftiş Kuruluna girmeye hak kazandım.

Merkezi İstanbul’daydı. Özel Sektördü. İş Bugün vardı yarın yoktu. Oysa Ziraat Bankası Devlet Bankası idi ve ömür boyu iş garantili gözüküyordu. Niye rahatımı bozuyordum? Gitmemeliydim.

Gittim.

-1998 yılı sonunda, Teftiş Kurulu’nda geçen yaklaşık 6 senenin sonunda Agf Garanti Sigorta A.Ş.’ne Genel Müdür Yardımcısı olarak atanma fırsatı çıktı.

Ne yapacaktım sigortacılığı Bankacı kalmalıydım.

Sigortacı oldum.

-2003 yılı Haziran sonunda İstanbul’u terk edip, Ürgüp te yaşamaya karar verdik. Otel açmak istiyordum param yetmediği için Cafe açtım. O tarihte o bölgenin tek ve en güzel mekanını oluşturduk. Pahalıydık ama, kış yaz iş yapabilen ender yerlerden birisiydik.

İstanbul dan sonra Ürgüp te nasıl yaşayacaktık. Üstelik yan tarafta 250 kuruş a satılan çay, 1.5 TL ye satılırmıydı. İflas edecektik.

Etmedik. 3 senenin sonunda hem operasyondan hem de devrederken para kazandık. (Cafenin adı ve işletmecisi değişsede Ürgüp meydanında yaşamaya devam ediyor)

-2005 yılında TEB Sigorta da Genel Müdürlük fırsatı çıkmıştı.

Artık cafe tutulmuştu ve Ürgüp te hayat konforluydu. Oturmuş düzeni bırakıp İstanbul a geri gitmemeliydik.

Döndük.

Şeklinde devam eden bir yaşam öyküsüne anne-baba yaklaşımı. (Onları çok seviyorum.)

İyisi mi; “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler…” Sadece cesaret verin yeter.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir