En Doğrusunu Ali mi yaptı?

Onunla, ilk olarak Garanti Bankası Teftiş Kurulu’nda tanıştık. Bilgisayar Mühendisliği okurken, bir kaç sene sonra o bölümün kendisine göre olmadığını anlayıp, sınava girmiş ve işletme okumuş. Sessiz, biraz içe kapanık ama inanılmaz bir sorumluluk duygusuyla ve çok çalışırdı.

1998 yılında Agf-Garanti Sigorta da birlikte yaptığımız denetim sonrası,  Benimle çalışır mısın? dedim. Mali İşler Birim Müdürü olarak çalışmaya başladı.

Zorlu yeniden yapılanma günlerinde, 1999 depremi sonrasinda, fon yonetiminde, bir M&A (birleşme) görüşmesini yürütmede, Şirkete  inanılmaz katkıları oldu.

Hep bir hayali vardı. “Belli miktar para biriktirip, Eurobond’a yatırım yapmak ve daha sonra çalışmamak.”

Sanıyorum 2002 yılı ortasindaydı. Üst yönetim olarak Miraç Atuna’nın, “Yaşam Hazineleri” eğitimine katıldık. Miraç hanım, kanserli hastalara moral vermeye dönük çalışmaları ile bilinen, süper insan ve  eğitmendi.

Eğitimin konusuda: ” Kendinizi  işlere fazla kaptırmayın, hayatın güzelliklerinin farkına vararak gününüzü yaşayın, aslında hayat çok ta uzun değil”,  ana fikri ile özetlenebilir.

Eğitimden kısa bir süre sonra Ali yanıma geldi. Ve ayrılmak istediğini söyledi. Bizim için o kadar önemliydi ki, başka bir şirkete daha iyi teklifle geçiyorsa, gitmesin diye hemen daha fazlasını vermeye hazırdık.

Ama; Ali iş değiştirmiyor, yaşam değiştiriyordu.

İstanbul’dan ayrılıp, Eskişehir’de yaşayan anne, anneanne ve teyzesinin yanına gidiyordu ve artık çalışmama kararı almıştı. Aslında daha fazla para biriktirip gitmeyi planlıyordu ama Miraç hanımın eğitiminden sonra mevcut birikimi ile (birikim derken bugünün parası ile bir yerli araba alacak kadar) ayrılmaya karar vermişti. (Not: Miraç hanımdan bir daha eğitim verdirmedik:)) )

Belki, gençlik, belki hırs. Bir türlü ikna olamamıştım. Benden 2 yaş daha küçük bir adam, kariyerde önü çok açık ve çok başarılıyken, bu imkanları terk edip,  “hiçbirşey yapmamaya” gider miydi?

Gitti.

2002 yılından beri çalışmıyor.

Yaşam felsefesi;

“İnsanlar çalışıyor, kazanıyor. Kazandıkça bir şeyler alıyor. Bir şeyler aldıkça ve daha fazla para kazandıkça, yaşam tarzı değişiyor. Bir üst segmente geçiyor ve her ileri adımda bir geri gelmek zorlaşıyor.

Daha iyi araba, daha iyi ev, daha iyi okul dedikçe, insan daha fazla ve daha fazla çalışmaya zorluyor kendisini.”

Şeklinde özetlenebilir.

Ya da ben öyle algılıyorum.

Ali, Eskişehir de yaşıyor. İhtiyacı olmadıkça yeni bir şey almıyor. Almadıkça da paraya ihtiyaç duymuyor. Çiçek suluyor. Maydonoz yetiştiriyor.

Acaba en doğrusunu Ali mi yaptı?

“En Doğrusunu Ali mi yaptı?” için 11 cevap

  1. Ertuğrul üstadımın yazısı Ali ile çalıştığımız yıllarda kendisine söylediğim şu sözü hatırlattı bana, ” eğer birgün zaman çarkını geri döndürmen gerekecek bir iş için keşke demezsen senden büyük adam yok… İnşallah hiç keşke demezsin ”

    Bu yaz gördüğüm de Ali hala keşke dememişti.. Her zamanki huzurlu ruh hali insanın içini ısıtıyordu… Umarım da hep böyle devam eder…

    Ancak yine de şahsi yanıtım ” bu soru ancak son nefeste cevaplanabilir ” olurdu…

    Dd

  2. Üstad, Ali normal bir ölümlü değil. Messi nasıl bu dünyadan değilse, Ali de insan görünümlü, farklı galaksilerden gelen bir ziyaretçi:-) başka bir örneğine rastlamadım.
    sevgiler

  3. Her ne kadar Ali Bey’i tanımasamda gıpta ile okudum yazdıklarınızı. Şu anda yabancı bir firmanın hazine müdürüyüm. Bu hafta sonu bir ney alıp beni benden almasını dileyeceğim. Not: Şaka değil gerçek 🙂

  4. Ali, doğruyu yaptığına inanıyor. Onun için doğru buysa doğrudur. Yazının başlığı belki de şöyle olmalı: “Ali doğrusunu bulmuş ve mutlu. Peki Biz En doğrusunu mu yapıyoruz?” . Aslında herkesin kendi doğrusunu bulma yolculuğuna,henüz çıkmadıysa, hemen çıkması gerekiyor. Yalnız şunu da unutmamak gerekiyor sanırım, doğru tek değil ve aynı yerde de değil. Belki de bulunduğunuz yerdedir tam da doğru. Fırtınanın ortasındadır, ya da ıssız bir dağbaşında. Sizden başka kim bilebilir?. Umarım “doğrusunu” bulanlardan oluruz.
    Steve Jobs rahmetli oldu. Mekanı cennet olsun. Bakın ne demiş? :
    “Zamanınız sınırlı. O sınırlı zamanınızı, başkasının yaşamını yaşayarak harcamayın. Başka kişilerin düşüncelerinin sonuçlarıyla yaşanan yaşam, dogmaların tuzağına düşmek demektir. Başka kişilerin düşüncelerinin gürültüsü, içinizdeki kendi sesinizi bastırmasın. Daha da önemlisi, yüreğinizin ve sezgilerinizin peşinden gidebileceğiniz denli bir cesarete sahip olun. Sizin gerçekten ne olmak istediğinizi ve nereye gitmek istediğinizi, en iyi onlar biliyorlar çünkü… Yüreğiniz ve sezgileriniz… Onlara inanın, onlara güvenin…”

  5. Ali’nin öyküsü ilginç ve çok değişik bir yol izlemiş. Şahsen ben de 45 yaşında, bana verilen sözün tutulmaması nedeniyle, nedenden dolayı Türkiye’nin en büyük sanayi şirketinde direktör olarak çalışırken işi bıraktım. O günden sonra hiçbir yerde ücretli çalışmadım. Çok değişik fırsatlar sunulmasına karşın. İki lisan bilen, iki masterı olan birisiyim.

    Yaşam ve olayların akışı, insanların bir anda farklı bir yol izlemesine neden olabilir. Son yedi yıl borsa ve finans konusunda bağımsız çalışarak hayatımı idame ediyorum. Ayrıca çalıştığım dönem önemli gayrımenkul yatırımlarım olmuştu. Ekonomik olarak altyapımız sağlam olduğu için fazla etkilenmedik.

    İş hayatında patronlar ve yöneticiler, yapmayacakları/yapamayacakları sözleri hiçbir zaman söylememeleri gerekir.

    20 yıl eğitim, 20 yıl yönetici ve direktör, genel müdür yardımcılığı, gelecek 20 yıl kendim için çalışma olarak hayatı özetliyorum.

  6. Ali’nin kendi hayatı ile ilgili aldığı kararı doğru buluyorum.Asıl mesleğim kimya mühendisliğidir.Ben de 44 yaşında iken çalıştığım kurumdan ayrılıp,borsa ve finans alanında çalışarak hayatımı devam ettirdim.Halen bir web sitesinde ekonomi yazarlığı yapmaktayım.İşten ayrıldığımda büyük bir holdingin tekstil sektöründe üst düzey yöneticiydim.
    Daha sonra tekstil sektöründe üst düzey pozisyonlar için teklif gelmesine karşın kabul etmedim.Finans piyasalarından tanıdığım Sn Hakan Karahan’ın de benden 1 yol sonra,aynı yolu izlediğini basından okudum ve benim gibi düşünen profesyonellerin olduğuna memnun oldum.
    Spor başta olmak üzere,salsa yapmak,kitap okumak,arkadaşlarımla sohbet edip,kendi çapımda muhtaç kişilere yardım etmek bana keyif veriyor.
    En büyük zevkim ise dünyayı dolaşıp görmediğim yerleri görmek..Tüm insanlara sağlıklı ve huzurlu bir yaşam diliyorum.

  7. Ali yaşamında kendince bir tercih yapmış ki doğru olanı seçmiş. Ben de Bankacılık sektöründe 20 yıl yetkili olarak çalıştıktan sonra, öğrencilik yıllarında yaptığım çalışmayı ve askerliğimi birleştirerek 46 yaşında emekliliğimi istedim. Amacım daha çok okumak, sanatsal etkinliklere katılmak, dünyayı gezmekti, eşim de aynı düşüncedeydi emekliye ayrıldık ve hayattan beklentilerimizi gerçekleştirmeye başladık, şimdilik 25’e yakın avrupa ülkesini gezdik, kitaplarımın sayısı 25.000’i geçti, eşim çoksesli bir koroda 15 yıldır şarkı söylüyor, ben torunumun fotoğraflarını çekiyorum, her gün yeni birşey öğreniyorum. Hayatımda 62 yılı geride bıraktım. Şükürler olsun Allahım.

  8. Ali bey’i ben de tanıyorum…Vazgeçebilecek kadar erdemli birisi…aslında vazgeçmiyor sadece kendisi için en doğru olanı tercih ediyor…herkesin gittiği yoldan gitmiyor…iş hayatında ne zaman sıkılsam, daralsam veya zorlukla karşılaşsam ali beyi düşünürüm ve bu beni herzaman farklı bir yol olduğu mevzuu’nda motive eder..

    Görenler lütfen sevgi ve selamlarımı iletsin.
    .
    serdar

  9. merhaba,

    Miraç Atuna’dan eğitim alma şansını yakalamış eski bir Garantili olarak , Ali’nin yaptığını yapamamış olmaktan çok pişmanlık duyuyorum.

    sevgiler,

    Gözde Kangal

  10. Ertugrul bey, yazılarınızın hepsini cok begeniyorum ama bu yazıyı EXTRA begendim cunku etrafımızda o kadar cok ALİ var ve ALİ’LER o kadar hızla cogalıyor ki. Bunu temelde consumer society anlayisina ve is hayatinin insanlari tuketen, robotlastiran ve zamanla yok eden yonuyle iliskilendiriyorum. Tabiki iş hayatı, kariyer, para kazanma vs guzel seyler ve keyif aliyoruz da ama herkesin I’M EXHAUSTED dediği bir nokta oluyor ve bu eşik bazı kişilerde daha erken bazı kişilerde daha gec yaslarda ama birgün mutlaka…

  11. Merhaba,

    Ben de 27 yaşında, tabir-i caizse hayatımın sizlere göre daha başında bir insanım. Bir yıllık evliyim ve eşim de 25 yaşında, çalışıyor.

    Gelir durumumuz şükür ki yerinde ve ihtiyaçlarımızın hemen hemen hepsini karşılayabilmekteyiz. Asıl problemin başlangıç noktası ise huzur. Çalıştığımız işlerden ziyade kapitalist sistemin sürekli bir şeyler dayatmasından ve insanlar için çalışıp çabalayıp sonucunda yine mutsuz olan işverenlerden bunalmış durumdayız. Tam olarak 4 yıldır çalışma hayatındayım. 1 Yıl kendime ait bir işletme kurdum ancak bana göre olmadığını düşünerek işletmeyi kapattım ve farklı bir alana yöneldim. Bu yazıdaki ALİ, aslında günümüz Türkiyesindeki bir çok insanın hayalindeki kişi. Kurumuma yıl içerisinde min-500k ve max-10m Türk Lirası kazandırmaktayım. Sadece maddi olarak değil marka yönetimi ve algı yönetimi ile de kurumsal itibar yönetimi yapmaktayım.

    Bu kadar iş yaptıktan sonra bile her gün işe mutsuz gidiyorsanız ve her gün patronunuzu bu kadar çalışkanlığa rağmen tatmin edemiyorsanız, her akşam eşinizle birlikte : ‘Bir köy bulsakta gidip yerleşsek. Çocuklarımızı bu kirli şehirde değil de doğal domates ve ev yapımı yoğurt ile büyütsek, kurtulsak bu iğrenç düzenden’ dersiniz bizim gibi.

    İki üniversite bitirdim, 15’ten fazla ülkeyi resmi devlet görevi ile ziyaret ettim. İngilizcem, japonlara Temel fıkrasını detaylı anlatıp ardından Osmanlı Devletinin hilal taktiğini anlatabilecek kadar iyi. Standart bir insandan iki kat daha zekiyim ve karar verme kabiliyetim çok iyidir (bunları oyun oynamama borçluyum).

    Bütün bunlara rağmen yaptığımız muhteşem işlerden sonra bile patronumun ‘Eh işte’ deyip tatmin olmaması benim bütün şevkimi ve hevesimi kırıyor.

    İşte bu yüzden kapitalist sisteme baş kaldırıp kendi özerkliğini ilan edip doğal hayata dönüş yapan ALİ’ye saygı, sevgi ve hürmetlerimi sunuyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir