Avrupa Ülkelerinde Dağıtım Kanalları

Yoğun bir Linkedin kullanıcısı olmam ile birlikte, Facebook’u sevemedim. Ama, son günlerde Facebook üzerinden 12 Haziran 2012 tarihinde yayınladığım Blog yazım “Sigortacılık: Gelecek 10 Yılın Sektörü” yazıma yoğun bir ilgi olduğunu fark ettim.

Tam olarak konu ne? Tartışmalar hangi yönde? bilmiyorum ancak, Avrupa Sigorta ve Reasürans Şirketleri Federasyonu – CEA tarafından yayınlanan tablonun ilgi çektiğini anlıyorum ki, potansiyeli göstermesi açısından, ilgi çekmeyi de hak eden bir tabloydu.

Bu ilgi CEA raporlarına bir kez daha bakmama yol açtı. İlginç bir tabloya daha ulaştım. 2012 yıl sonu itibari ile hayat dışı branşlarda, Avrupa ülkelerinde sigorta dağıtım kanalı oranlarını içeriyor.

Farklı ülkelerin Türkiye’ye benzeyen ve benzemeyen dağıtım kanalı oranları, okuyanlara farklı farklı şeyler ifade edebilir. Kimisi için bardak dolu iken kimisi için de bardak boş anlamına gelebilir.

Herkesin kendi bakış açısıyla değerlendirmesi dileklerimle tabloyu aşağıda sunuyorum.

Avrupa Dağıtım Kanalı

Acenteler İçin Keşke Böyle Bir Software Olsa

26.08.2014 tarihli, “Bir ürün olarak software (SaaP)’den, bir hizmet olarak software (SaaS)’e geçiş” başlıklı yazımda, SaaS yapısının sigorta sektöründe nasıl kullanılabileceğine, daha sonra değineceğimi ifade etmiştim.

SaaS (Bir servis olarak Software) kurgusunu özetle şu şekilde düşünebiliriz:

  • Hali hazırda faaliyette bulunan tüm sigorta şirketlerine başlangıçta bireysel ve paketlenmiş KOBİ ürünleri için, online entegre edilmiş bir software oluşturuluyor.
  • Bu software web üzerinden çalışıyor.
  • Software ‘in mülkiyeti servis sağlayıcı şirkette.  Software’in bakımı, güncellenmesi, güvenliğinden bu şirket sorumlu.
  • Servis sağlayıcı şirket acentelere bu software’in ilgili modüllerini kiralıyor. Acente web üzerinden bir adresten software e ulaşıyor, kişiselleştirilmiş alandan software giriş yapıyor ve kullanıyor.
  • Acente hangi sigorta şirketlerinden acentelik aldı ise o acenteliğe sadece acenteliğini yaptığı şirketlerin sistemlerine erişme yetkisi veriliyor. Bu aşamada ilgili sigorta şirketinin acente için web servis sağlaması ve/veya daha anlaşılır bir dil ile söz konusu acente için önce kendi sisteminde bir hesap oluşturması ve servis veren software şirketine de bu hesabın tanımlanması için gerekli web servisi veya yetkiyi açması gerekiyor.

Böylece acente müşterisi için tek bir software (yazılım) üzerinden giriş yapıp, aynı anda çalıştığı birden fazla sigorta şirketinden teklif alabiliyor, poliçe bastırabiliyor ve de tahsilatını yine web üzerinden çalışan bu software aracılığı ile yapabiliyor.

Mevcutta acenteler işlemlerini sistem üzerinden nasıl gerçekleştirebiliyorlar?

Acente diyelim ki 3 ayrı şirketin acenteliğini yapıyor. Müşteri geldiğinde, 3 ayrı şirketin ayrı ayrı programlarına birisinin girip teklif üretmesi gerekiyor. İlk tekliften sonra müşteri veya sigorta konusunda, bir bilgi değişikliği olduğunda da aynı işlemin tekrarlanması gerekiyor.

Bu işlem operasyon yarattığından, acente biraz da geçmiş tecrübeleri ışığında kasko için x şirket, yangın için y şirket daha uygun şartlar sağlar öngörüsü ile müşterisine sadece belirlenmiş şirketlerden teklif veriyor. Oysa belki de o müşteri ve o spesifik risk için, birlikte çalıştığı diğer şirketin teklifi daha iyi çıkacakken, operasyonel nedenlerle teklif dahi alınmayabiliyor.

Acente hangi şirketin yazılımı daha kolay sonuç veriyorsa onu kullanıyor. SaaS sistemine neden sigorta şirketleri de girmek istesin? sorusunun yanıtlarından birisi de burada gizli.

Sigorta şirketi bilgi işlem birimleri için binlerce acente değil bir kurumsal Software hizmeti sağlayacak şirket olması ise cabası…

Yine acente açısından sayıları binlerle ölçülen müşterileri tek bir sistem veya rapor altında görüntüleme, vade veya tahsilat takip etmek bir problem haline geliyor. Ayrı ayrı sigorta şirketlerinden, bazen aynı müşteriye poliçeler düzenlenmiş olabiliyor ve aslında Acentenin Müşterisi iyi raporlanamadığından veya iyi raporlanabilmesi için ilave operasyonel kaynak (iş gücü) gerektiğinden, iyi hizmet verilemiyor ve müşteri sadakati tam olarak sağlanamıyor.

Oysa SaaS software’inde acente hangi şirketten olursa olsun aynı müşteriye sattığı poliçeleri raporlayabiliyor. Takip edebiliyor, müşteri hasar/prim ve karlılığını ölçebiliyor.

SaaS nin bakımı ile uğraşmıyor. Güncelleme derdi yok. 24 saat aksamadan çalıştırmak gibi bir endişesi yok. Ve de gerektiğinde acentesine giderken elindeki tablet (Ipad vb.) aracılığı ile müşteriye anında ve müşterinin yanında teklif verip, anında poliçeleştirebiliyor. Yani genel olarak satışları da olumlu etkileyecek bir sistemden bahsediyoruz.

Güzelmiş, ama Türkiye de var mı?

Yukarıda anlattığım kapsamda benim bildiğim yok. Çünkü ülkemizde sigortacılık yazılımlarını ya sadece sigortacılar veya sadece bilgi işlemciler hazırlıyor. Hem sigorta hem de bilgi işlem konularına hakim kişiler değil.

Peki bu gerçekten hayata geçirilebilir mi?

Bunu gerçekleştirebilecek bir kişiyi biliyorum. İyi bir sermaye ve sermayedar ile hayata geçmesi, sigorta şirketlerinin yöneticilerinin de destekleri ile maksimum 3 ay…