Eskimo

1980 yılıydı, Ankara Yenimahalle, Yahya Kemal Caddesi’nde oturuyorduk. Henüz Orta 2. sınıfa gidiyordum.

Oturduğumuz apartmanın yan tarafında 2 katlı müstakil evlerden birisinde Serdar oturuyordu. Nereden öğrendi bilmem,  henüz hazır dondurmaları bırakın, dondurmanın bile az olduğu dönemde, aromalı buz çıkardı.

Malzemeler;

-Bir paket Lezzo veya Oralet

-Bir de meşhur “Kalsiyum Sandoz” ‘un kutusu.

-Bir adet ince tahta çubuk.

Soğuk suda Oralet’i eritiyorsun, boş Sandoz kutusuna koyuyorsun, içine bir tane de tahta çubuk, doğru Arçelik veya AEG buzdolaplarının buzluklarına. Akşam yap, sabaha aromalı buz hazır.

Ürünün adı da Eskimo.

Önce kendisi Eskimo yiyerek mahallede dolaştı. Biz de merak ettik. Tadına baktırdı. Sonra da isteyen çocuklar bizim evden X TL na alabilir dedi. Ki bir hafta sonra Serdar’ların evinin önünde sıra vardı.

Ben de dururmuyum? izleyen hafta sadece portakallı değil, çilekli ve limonlusunu da çıkardım. Sıralanma sırası bizim kapıya geldi.

 1988 yılı idi. Üniversite bitmiş. Ağustos celbiyle askere gitmeyi planliyorum. Zaman geçirmem aynı zamanda para kazanmam ve de mümkünse ingilizce mi geliştirmem lazım. Neyse ki Ürgüp’lüyüm…

Babamın en küçük kardeşi, o yıl bir ortağı ile birlikte Ürgüp’te halı-kilim dükkanı açtılar. Ama her ikisi de başka yerlerde çalışıyorlar ve satışı yapacak kimse yok. Biraz imkansızlıktan, dükkan da ana caddede değil, ara sokak ta.

İki ihtiyaç karşılaştı ve ben o sezon, dükkanın ilk işletmecisi oldum.

Ana caddeden geçmeyen turist yok. Ana cadde kocaman halı-kilim mağazaları ile dolu. Doğal olarak bizim dükkana gelinceye kadar, halı veya kilim almayan kimse yok.

Müşterilerin dikkatini çekecek bir şeyler yapmam lazımdı.

Yan mağazada halı-kilim tamiri yapan bir işletme vardı. Bazen orada çalışan çocuklardan bir tanesini kapının önüne oturtup, sokaktan geçen turistlerin ilgisini çeker, önce halı-kilim tamir etmeyi öğretir, denetir, sonra da mutlaka bir halı veya kilim satardım.

O günün şartlarında çok satış yaptım ve çok para kazandım. (Bu arada benim celbi o dönem askere almadılar.)

Satış/Pazarlama güzel iştir.

Sadece sizin o anki yüksek “satmak isteme” motivasyonunuz yetmez. Ürün iyi olmalıdır. Fiyat/ürünkalitesi makul olmalıdır. Müşterinin de “alma motivasyonu” olmalıdır. Ve de hiç kimse bir diğerine benzemez. Her müşteri için ayrı bir strateji uygulamalısınız.

2000 yılında Agf Garanti Sigorta da Satış ve Pazarlama sorumluluğunu alınca, bu konuda ki akademik açığımı kapatayım diye, Boğaziçi Üniversitesi hocalarından bir tanesinden bire bir pazarlama ve yurt dışında 10 günlük satış eğitimi aldım.

Öğrendim ki yukarıda pratik olarak yaşadığım her olayın, satış/pazarlama da terminolojisi var.

Yoksa markette, niye sucuk mangal yapıp size ikram ediyorlar ki?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir