Kurumların da Vicdanı Rahatlamak İster

2003 yılında kuzenlerimden bir tanesinin, sözleşmeli ana sınıfı öğretmenliği yaptığı köy okulunda, 30 öğrenciye 4 oyuncak düştüğünü öğrendiğimde, o dönem yeni ayrıldığım sigorta şirketindeki arkadaşlara telefon ettim ve Evlerindeki oyuncakları bana gönderebilirler mi? diye sordum.

20-30 oyuncak beklerken tam 4 koli oyuncak geldi. Önce kuzenimin görev yaptığı okuldan başlamak üzere, rastgele yola çıkıp 7 köy okulunu gezip, çocuklara oyuncak dağıttık.

Ellerinde oyuncakları ile çocukların fotoğraflarını çekip, sigorta şirketindeki arkadaşlara gönderdim.

O sevinçli çocuk gözlerinden daha güzel ne olabilir ki? Oyuncakları dağıtanlardan birisi olarak (Diğeri de en doğrusunu yapan Ali)  “o anı” yaşamaktan en fazla keyif aldığım günlerden bir tanesini yaşamıştım.

Aynı zamanda, İç Anadolu Bölgesi’nde, dünyanın her yerinden milyonlarca turistin ziyaret ettiği Ürgüp gibi bir ilçenin, çevresinde bu denli oyuncağa ihtiyaç duyulan köyler ve okullar  olduğunu,  geç öğrenmiş olmanın da şaşkınlığını yaşamıştım.

2006 yılında pazarlama departmanının fikri ile bu defa Güneydoğu Anadolu’da, ekonomik nedenlerle  okula gönderilmeyen kız çocuklarının okula geri dönmelerini sağlayan bir proje kapsamında, önce 74 kız çocuğu ile başlayıp, daha sonra sayıları 100’ü geçen kız çocuğuna, okullarından mezun oluncaya kadar burs sağladık. Üstelik bu organizasyona acentelerimizi ve banka şubelerimizi de, bir kampanya ile kattık. Şu üründen şu kadar satan her acentemiz/banka şubemiz adına bir kız çocuğuna sponsor oluyorduk.

Urfa’da yapılan törene katıldığımızda bir şirket yöneticisi olarak, kurumumuz için çokta önemli olmayacak meblağlar ile çocuklara sevinç, mutluluk verdiğimiz ve mutluluklarını gözlerinde gördüğümüz için inanılmaz bir haz yaşamıştık.

Ben, tıpkı insanlar gibi, kurumların da bu tür sosyal fayda sağlayacak aktiviteler ile, her şeyin para olduğu bir dünyada, kendilerine bir soluk aldırmaları gerektiğini, bu tür faaliyetleri çalışanları ile paylaşarak onlara da; böylesi sosyal fayda sağlayan bir kurumda çalışıyor olmanın keyfini yaşatmak gerektiğini düşünüyorum.

Üstelik, bazı organizasyonlar için çok uzaklara bakmaya bile gerek yok; evinizde çocuklarınızın artık oynamadığı oyuncaklar, giymediği giyecekleri paylaşmak için çevre illere, çevre ilçelere ve onların köylerine bakmanız yeterli. Hiç tanımadığınız bir çocuğun hayatında önemli bir an yaşatmak, zorlu yaşam mücadelemizde maddi olmayan bir hazzı kuruma ve çalışanlarına yaşatmak güzel olmaz mı?

Harekete geçmek için kurumdan bile bir şeyler beklemeye de gerek yok, açın haritayı, bulun bir köy okulunu, googlelayın telefonunu, sorun oyuncak ihtiyacı var mı diye öğretmenlere, okul yöneticilerine…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.