Lavantalar ve Balonlar Cappadocia

Ürgüp’te var olan üzüm bağımın içinden bir yol geçince, yeni hazırlanan İmar Planı’nda benim de hissedar olduğum bir arsa tahsisi yapılmış. İmar Planı’nda “Günü Birlik Tesis” olarak belirlenen bu alana ne yapılabilir? diye düşünürken, uzun yıllardır dostum ve Yunak Evleri Butik Otellerinin kurucusu Yusuf; “Neden bir Lavanta Bahçesi yapmıyorsunuz?” Dedi.

Eşimle birbirimize baktık. Bir miktar birikmiş paramız vardı. Bir sahil kasabasından tüm beyaz yakalıların hayali olan ufak bir yazlık alalım diye planlar yapıyorduk. Sonra düşündük, bizim kişilik yapımıza yılın en az üç ayı, bir yazlık evde hiçbir şey yapmadan denize girmek ve bir şeyler üretmemek, uymaz dedik.

Başladık, Lavanta işini araştırmaya.

Elbette ilk çıkışımızdaki söz konusu arsayı Lavanta Tesisi yapma planlarımız, “evdeki hesap” ile örtüşmedi ama Ürgüp’te Lavanta yetiştiriciliği yeni bir iş hedefi olmuştu ve artık durmak bizim yapımızda yoktu.

Ekim 2020 de Ortahisar Beldesinde, yaklaşık 15 Dönüm’lük bir tarla aldık. Aynı ay içinde Aydın Söke’de bulunan ve tarım makinaları üreten bir imalathaneden, “Lavanta Dikme Makinası” satın aldık. Bize verilen tavsiye ile su sorununu çözmek için, Kasım ayında hava durumunu takip etmeye başladık. Trakya’dan Lavantaların en kaliteli yağ veren cinsi İngiliz Lavantası fidelerini satın alacağımız yeri belirledik.

Kasım ayının 29’unda yağmur yağacağını öğrenince hızla organizasyonu tamamladık. Bir traktör, su tankeri, Lavanta Dikme Makinası, 4 kişilik Aile üyeleri ile birlikte 10 kişilik bir ekip, 3 günde ve 29 Kasım’da yağmur gelmeden önce, dikim işlemlerimizi tamamladık.

Bu ilk tarlamızın konumu tarım açısından olduğu kadar turizm açısından da eşsiz bir lokasyonda yer alıyor. Tarla, “Aşıklar Vadisi” adı verilen volkanik kayalara, Batı yönünden bakıyor ve vadinin tam diğer tarafından da her sabah 04.30-05.00 gibi yüzlerce balon kalkıyor. Manzara doyumsuz.

Peki tarım hakkında bilgimiz var mıydı? Çocukluktan kalma biraz ama, böylesi bir ince çalışmaya yetecek kadar yoktu. Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi tarafından verilen online, “Aromatik ve Tıbbi Bitkiler Sertifika Programına” katıldık. Hafta içi akşam 18.00 sonrası 3 saat. Bir buçuk ay ders ve  sonra sertifika sınavlarına girdik ve sertifikamızı da aldık.

Pandemi döneminde Lavanta Tarlalarımızın verdiği hak ile “Çiftçi Kayıt Sistemi’ne” kayıt olduk ve fırsat buldukça da Ürgüp’e gelerek, online devam eden ofis çalışmalarının yoğunluğundan arta kalan zamanlarda, (sabah 08.30 dan 17.00 ye kadar ofis işleri ve 17.00 den akşam 20.00 ye kadar tarla) Lavanta Tarlamız ile ilgilendik. Bu Bayram Tatili de bu zamanlardan bir tanesi. Çünkü Lavantayı ekmekle bitmiyor. En azından ilk birkaç sene yabani otlardan ve her hangi bir kimyasal kullanmaksızın, kurtulmak ve bir çocuk gibi tarlaya bakmak gerekiyor.

Hedefimiz: Kapadokya Bölgesinde en iyi cins İngiliz Lavantası ile hem üretim de hem de işlenmesinde (Distilasyon) yağını elde etmek, Bölge çiftçisine rol model olmak ve bir taraftan da zaten muhteşem olan Kapadokya doğasına ilave bir artı değer daha katmak.

Bu dönemde, ileride işbirliği yapmak istediğimiz Turizm sektöründeki Balon şirketlerinin Balon ve yer hizmetleri ekipleri ile biraz sıkıntı yaşadık.

Neden mi?

Temmuz başında, tarlamıza henüz küçük olduğu için ekili olduğu anlaşılmadığından (diye düşündüğümüz)  bir Balon iniş yaptı.

Bilmeyenler için, her bir balonu en az bir Pick-Up (4X4) araç yerden takip eder ve balonun inişini takiben yere sabitlenmesi için halatlar aracılığı ile bu Pick-Up a bağlanır. Sonra balon söndürülünce de Pick Up’ın arkasındaki karavana yüklenip merkezlerine taşınır.

Birinci balon inişini yerdeki izlerden ve belirli alana yaygın şekilde Lavanta Fidelerimizin ezilmesinden anladık.

Kazadır, zorunlu kalmıştır, henüz tarlamızda fideler küçük, gözükmemiştir, ekili olduğuna dair tabelamız yok, dedik durduk.

Daha sonra, günlerce sabah 04.30 da mesaiye başlayıp saat 14.00’e kadar, bu işin uzmanı Kadın ekiplere otları çapalar vasıtasıyla temizlettik. Yere ve tarlanın tek girişine “Ekili Alan Girilmez”,  “İnilmez” tabelaları, işaretleri koyduk.

Etrafta ekili olmayan, bakımlı olmayan boş tarlalar var. Ekipler bu tarla yerine o alanlara inmeyi tercih ederler diye öngörüyorduk.

10 Temmuz Cumartesi Günü saat 16.00 gibi tarlaya gittiğimde, giriş alanına koyduğum engeller ve “Girilmez” tabelamın alınıp yol kenarına konulduğunu ve içeride Pick-Up izleri ile bir Balonun inme izlerini görünce içim acıdı, çok üzüldüm. Bir iki sıra yaklaşık 150 metre ezilmiş yok olmuş. Yetmemiş,  balonun indiği yerde enine hamleler ile lavantalarımız ezilmiş. Biz her bir Lavanta bitkisi için özen ile aylardır çalışıyoruz.

11 Temmuz sabah saat 06.30 gibi, çapa yapmaya gelen kadın ekibinin başındaki Hanım beni aradı. “Abi, tarlanıza 09.07.2021 günü sabah balon inmiş. İnen balonu da bir komşunuz görmüş. “Atmosfer Balloons” firmasının balonuymuş.” dedi.

Burada çok sayıda farklı balon firması var. “Atmosfer Balloons” da onlardan birisi. Firma yetkilisinin Telefonunu buldum. Aradım. İlk karşılanış, “kusura bakmayın, çok üzgünüz” şeklindeydi ama yarım saat sonra firmadan birisi aradı ve “Fotoğrafı var mı? inen balonun” dedi.

Bu aslında şu mesaj: Eğer bizim balonun fotoğrafı elinizde varsa, kabahati kabul edeceğiz. Yok elinizde fotoğraf yoksa geçmiş olsun. Ezdik gitti.

Tabi bunları, ben de yeni öğreniyorum. Ben de gayet iyiniyetli bir yaklaşım ile sizin kaç balonunuz var, diye sordum. 6 adetmiş. Bizim tarlamıza kimin indiğini 6 kişiye veya yer ekibine sorsanız zaten kim olduğu ortaya çıkar, dedim. Ama onların amacı zarar vereni kanıtlayabilecek kanıtım var mı yok mu?  yu, anlamak.

Daha fazla tartışmaya gerek duymadım ve hukuki yoldan hakkımızı aramaya karar verdik. Ertesi gün Ürgüp İlçe Jandarma Komutanlığına gittik ve şikayetçi olduğumuzu beyan ettik. Zarar gören alanlardan çektiğimiz resimleri ek yaptık. Ardından Savcı Bey’in talimatı ile Jandarma ile tarlaya gidip bir kez daha iniş alanını, Pick-Up izlerini ve ezilmiş lavantaları fotoğrafladık.

İşin en sevindirici tarafı da balonun indiğini gören şahidimiz de gün içerisinde Jandarma’ya giderek ifadesini vermesi oldu. Çünkü anladığım bu sorun sadece biz yeni çiftçilerin sorunu değil, genel bir sorunmuş.

Şimdi “Mala Zarar Verme” konusunda adli takibe ait gelişmeleri bekliyoruz.

Balonculuk, Kapadokya ve Türkiye turizmine çok önemli bir artı değer katıyor. Balona bir kişinin binme ücreti de bildiğim kadarı ile 100 EUR’dan başlıyor. Minimum kapasitede yine benim  bildiğim 8 kişilik balonlar var. Yani her kalkıştan elde edilen gelir yaklaşık 800 EUR.

Şirketler için, Bölge Halkı için, çalışanlar için turizm de ciddi bir gelir yaratıyorlar.

Aslında bizler de Baloncular ile işbirliği yapmak ve süreci tamamlayan bir girişim yapmak arzusundayız. Muhteşem Kapadokya manzarasını tamamlayacak ve hatta daha da görsel değerini artıracak bir bitki yetiştiriyoruz. Hem bölge çiftçisine rol model olacağız hem de turizme bir taş da biz ekleyeceğiz. Ama içinde bulunduğu ecosisteme, topluluğa zarar vermeyi, eğer kanıtlayacak bir fotoğrafın yoksa hak gören anlayıştan bir Ürgüp’lü olarak ben biraz “ar” duydum.

Tarım, ciddi bir emek ve sermaye gerektiriyor. Balon hava şartlarından dolayı istemeden ekili alanlara iniş yapabilir ama burada hangi arazi kimin, herkes bilir, bilmese de 10 dakikada öğrenir. Sahibine bir ulaşın; “bizim balon zorunlu olarak sizin tarlaya iniş yaptı, özür dileriz” deyin, neyse zararı tazmin edin ki içinde bulunduğun toplumun da sempatisini koruyun. Neye mal olabilir ki? Her tarlaya kapanlı Fotoğraf Makinası konulup, sanki iki rakibin rekabetini yaşatmak zorunda mısınız?

Üstelik biliyoruz ki, her bir balonun nereye ne zaman indiği hem balonlarda yer alan cihazlar aracılığı ve hem de Resmi Makamlarca elektronik ortamda takip ediliyor.

Haksız mıyım?