Hadi Sigorta Sektörü, Tam Zamanı

Bütün Dünya gibi, ülkemizi de etkileyen ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından “Pandemi” (Salgın Hastalık) ilan edilen, Covid-19 hastalığı ile mücadelede farklı sektörlerden; başta sağlık çalışanları olmak üzere, hastalıktan etkilenen kişi ve kurumlara destek açıklamaları geliyor.

Türkiye’nin köklü bazı grupları ve de pek çok farklı sektördeki iş insanları (otelini sağlık çalışanlarına açan otelciler, solunum cihazı üretimi yapmak üzere mevcut alt yapısı veya ekibini bu işe kanalize eden kurumlar gibi), yine bir olağanüstü durumda müşterilerinin, Türk insanının yanında olduklarını eylemleri kararları ile gösteriyorlar.

Örnek: Koç Grubu  belirledikleri bazı otellerini, evdeki ailelerinin sağlığı endişesi ile evlerine dönmek istemeyen, sağlık çalışanlarına tahsis ettiler. Grubun insanlar üzerindeki algısı hızla yükseldi.

Bankalar ekonomik yönden müşterilerini destekleyecek bir paketin etrafında toplanıp, “Ben de Varım” diyorlar.

Belediyeler, yardım kuruluşları, yardım kampanyaları düzenliyorlar.

Türkiye’nin en güçlü sektörlerinden Sigorta Sektörü ise, izleyebildiğim kadarı ile “sağlık poliçelerinde yer alan Salgın Hastalık istisnasına sığınıp, masrafları Devlet ödemeyi vaad etti”, açıklamasıyla sessizliğe büründüler.

Her ne kadar Covid-19 (Corona Virüsü) hastalığına ilişkin test ve yoğun bakım ücretlerinin, Devlet tarafından karşılanacağı ilan edilmişse de;

Kendisini hasta hisseden, test ve tedavisini özel hastanelerde yaptırmak isteyen vatandaşlardan, bazı özel hastanelerin ücret talep ettiğini de duymaktayız.

Sigortacılık Genel Şartları’nda, sağlık branşında “Salgın Hastalıklar” istisna tutulmasa da uygulamada ve özellikle ferdi poliçelerde (Grup Poliçesi olmayan) sigorta özel şartlarında aşağıdaki gibi veya benzeri ibareler yer alıyor:

“Resmen ilan edilmiş bulunan salgın hastalıklar, AIDS ve AIDS’e bağlı hastalıklar, istisnadır.”

Geçtiğimiz günlerde, Özel Hastaneler Birliği Başkanı’nı dinleme fırsatı buldum. “Corona Virüs bulaş riski ve de uyarılar nedeniyle diğer hastalıkları olan insanların da Özel Hastanelere gitmediklerini, Devlet’in Corona Virüs tedavisi için verdiği ücretlerin de hastanelerin sabit giderlerini bile karşılamaya yetmediğini, böyle giderse çok kapanan hastane olacağını” ifade etti.

Demek ki, diğer hastalıklar için hastaneye gitmeyen müşteriler sebebiyle, sağlık sigortası hasarlarının düşmesini de izleyeceğiz. (Evde kalın kararı ile karayollarında daha az aracın seyretmesi ve bu durumun kasko ve trafik hasarlarını azaltması gibi)

Tamam, bu dönemde sektörün primleri de olumsuz etkilenecektir. Ama bugün, cesur olma günüdür, müşterilerin yanında olma günüdür.

Tam da sigorta sektörünün de “Ben de buradayım”, deme günüdür.

Türkiye’de yıllık 2-3 milyon arasında özel sağlık sigortası satın alan veya almaya gücü yeten kişi bulunmaktadır. Büyük kısmı çalıştıkları kurumların satın aldıkları “Grup Sağlık” poliçeleri sebebiyle bu sayının içinde yer alabilmektedir.

Sağlık poliçesi sahibi olmak Türkiye şartlarında kolay katlanılabilen bir maliyet değildir. (Son zamanlarda tamamlayıcı sağlık poliçeleri ile bu durum birazcık değişmeye başlasa da.)

Bu 2-3 milyon kişiye ulaşan Sağlık poliçesi sahipleri, özel hastanelerin en büyük gelir kaynaklarıdır. Sağlık poliçeleri olduğu için, özel hastaneye gidip tedavi olabildikleri için, sigorta şirketleri ile özel hastaneler arasında ciddi bir iş birliği gerçekleşmektedir.

Özel hastaneler olmasa sağlık poliçesi satılmayacak, sağlık poliçesi olan bu 2-3 milyon kişi olmasa özel hastaneler büyük ölçüde iş yapamayacaktır. Karşılıklı bir menfaat ilişkisi söz konusudur.

Bu dönemde bazı Grupların ve iş adamlarının yaptığının benzeri bir karar alınsa ve Corona Virüsü ile mücadelede belirli bir tarih öncesi (örnek ilk Corona Virüs vakasının çıktığı 11 Mart öncesi) satın alınan tüm Grup Sağlık ve Bireysel Sağlık poliçelerinde yer alan “Salgın Hastalık istisnasının belirli bir dönem için uygulanmayacağı” açıklanması kamu oyuna; Tüm Sigorta Sektörü adına mesela Türkiye Sigorta Birliği Başkanı veya Sekreteri tarafından yapılsa ne olur?

Bu virüs eninde sonunda sona erecek, bu dönemde sigorta sektörünün imajının güçlenmesine, müşterilerin iyi ki sigorta poliçesi almışım demesine, almayanların pişman olmasına yarayacak bu şekilde bir karar ile özel hastanelerin maliyetlerinin bir kısmına da sigorta sektörü katılsa ne olur?

Eminim ki, Türkiye’de zor zamanda yapılacak bu fedakarlık sigortacılığın algısını pozitif etkileyecek ve daha fazla sağlık poliçesi satışında katkısı da olacaktır. Bu fedakarlığın bir kısmına iyi anlatılırsa, reasürans şirketlerinin de katkı sağlayabileceğini düşünüyorum.

Maliyetin hesaplanabilir olması için de tüm sigorta şirketi ve özel hastanelerin birlikte kabul edecekleri makul bir “günlük yatış ücreti” belirlense de fahiş faturalar ile karşılaşılmasa, nasıl olur?

Sağlıklı günlere bir an önce kavuşmak dileklerimle…

“Hadi Sigorta Sektörü, Tam Zamanı” için bir yanıt

  1. Allianz Sigorta’dan yapılan 31.03.2020 tarihli açıklamada;

    “Toplumun yaşam kalitesini arttırmayı hedefleyen sosyal bir marka olmanın gerekliliği ile; Sağlık branşında hizmet verdiğimiz özel veya tamamlayıcı sağlık sigortası sahibi, bireysel ve kurumsal sigortalılarımızın ülkemizde sağlık bakanlığı tarafından pandemi hastanesi olarak belirlenen tüm özel hastanelerde Covid-19 tedavisine ilişkin ortaya çıkabilecek fark ücretleri ve tedavi giderleri, poliçelerindeki mevcut şartları ve limitleri dahilinde özel şartlarda salgın hastalığın kapsam dışı olarak belirtilmiş olmasına bakılmaksızın, emsal teşkil etmemek üzere, jest uygulaması kapsamında ödenecektir.
    Tüm yeni iş sağlık sigortalılarımız için de, mevcut rahatsızlığın poliçe başlangıç tarihinden öncesine dayandığı vakalar hariç olmak üzere, bahsi geçen jest ödemesi uygulaması geçerli olacaktır. ”
    Deniliyor.

    https://www.linkedin.com/posts/can-kantar-38391421_bir-alk%C4%B1%C5%9Fda-alli%CC%87anza-covid-19-tedavi-activity-6650678453756583936-7tKD

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir