Sorunumuz Farklıymış

Benim lise eğitim yıllarımda (1981-1984);

  • Dünya nüfusunun hızla arttığı,
  • Nüfus artışı nedeniyle tarıma ayrılan toprakların bölündüğü,
  • Kırsal kesimde yaşayan ve nüfusları hızla artan insanlara bölünen bu toprakların yetmediği,
  • Köyden kente hızla göçlerin gerçekleştiği,
  • Gelişmiş ülkelerde kentli nüfusunun fazla, gelişmekte olan ülkelerde ise kırsal kesim nüfusunun fazla olduğu,
  • Ülkelerin ekonomik kalkınmaları için nüfus artış hızının düşmesi gerektiği,

anlatılır, okullarda öğretilirdi.

Hatta, ülke olarak yeterince gelişememizin en temel nedeni olarak, kırsal kesim nüfusunun aşırı doğurganlığı ve fazlalığı gösterilirdi.

Son 30-40 yılda ülkemizde de köyden kente göç oldu, nüfus içerisinde kentlerde yaşayanların oranı arttı.

….

Aldığımız bu temel eğitimlerin etkisi ile Dünya’daki hızlı nüfus artışı neticesinde,  gelecek kuşakların “mevcut kaynakların yetersizliği” problemi ile karşılaşacaklarını düşünürken, geçtiğimiz günlerde okuduğum bir makalede;

İnsanlık olarak  yakın gelecekteki sorunumuzun; “hızla artan nüfus değil, tam tersine azalan ve yaşlanan nüfus olacağını” öğrenince, şok oldum.

Bizlere lisede ve hatta fakültede öğretilenler, eksik veriler ile yapılan hesap hataları ile ulaşılan, yanlış sonuçlarmış.

Ne gibi mi?

Darell Bricker ve John Ibbitson isimli araştırmacıların “Empty Planet” (Boş Gezegen) isimli kitabında, Global nüfusun azalmasının Gezegenimizde yaratacağı şok anlatıyor.

Kitapta ve bu kitaba atıf ile yazılmış makalede özet olarak;

  • Özellikle kadınların bilinçlenmesi,
  • Şehirleşmenin çok çocuğa bakmaktaki ekonomik zorlukları,
  • Ortodoks dinlerin toplumlar üzerindeki etkisinin azalması,

gibi nedenler ile bugün 7 milyar olan insan nüfusunun; Birleşmiş Milletler Örgütü’nün mevcut artış hızı ile 2100 yılında 11 milyar olması tahminini boşa çıkartacağını,

Nüfusun toplamda 8 milyara ulaştığı noktadan itibaren geriye gitmeye başlayacağını ve 9 milyara bile ulaşamayacağını,

Gelecek kuşakların iş bulmakta zorluk çekmeyeceğini ama yaşlanan nüfusun emeklilik ve sağlık giderlerinin karşılanmasında zorluklar olacağını,

Şu anda 2 düzineye yakın (Japonya, İtalya, Endonezya gibi) ülkelerde nüfusun azalmaya ve yaşlanmaya başladığı bu rakamın yakında 3 düzineye (36 ülke) çıkacağını,

Çin de bile nüfus artışının terse döneceği, Hindistan’ın mevcut artışı ile Dünya’nın en kalabalık ülkesi olacağını, sonra onun da nüfus artış hızının yavaşlayacağı,

Anlatılıyor.

Biraz mevcut kaynakların daha fazla insana yetmeyeceği gibi karamsarlık, biraz küresel ısınma gibi sorunlar nedeniyle bu Gezegen’in bizlere daha fazla yetmeyeceği düşünceleri ile insanlığın yerleşeceği başka gezegenler aranması gerektiğini düşünürken, aslında temel sorunumuzun tam da bu olmadığı ve nüfusun yaşlanması ve azalmasına karşılık hızla tedbirler alınması gerektiğini düşünmeye başladım.

Bizim değilse bile yakın sonraki kuşakların emeklilik hayalleri kendilerine bakması öngörülen genç nüfusun olmaması nedeniyle sıkıntılı geçebilir.

İnsanlık olarak ne mi yapacağız? Yaşlanmayı önleyecek çalışmalara ağırlık vereceğiz veya daha çok çocuk yapacağız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.