Acente Üretimi Artsın, Şirket Maliyeti Azalsın

Kariyerimin bir kısmında bankacılık yaptım. İlk başlangıcında da bir kamu bankası için ATM ithalatı operasyonları ile ilgilendim. Her bir ATM’nin ithalatı için çok ciddi bir bedel, yurt dışına ödeniyordu.

Uzun yıllar aynı küçük alanda, farklı bankaların ATM’leri yan-yana yer alırken, Bankalar arasında geliştirilen bir anlaşma ile farklı banka kartları aracılığıyla diğer bankalara ait ATM’ler den de para çekilebilmesi ve bir kısım işlemin yapılabilmesi, sağlandı.

En azından, ülkemizin bir kısım parasının, ATM alımları için yurt dışına gitmesi engellendi.

1991 yılında yine aynı kamu bankasında görev yaparken, ABD menşeyli bir POS (kredi kartı işlemlerinde kullanılan küçük cihaz) firması yetkilileri, makinelerinin tanıtımı için bizi ziyaret etmişlerdi.

O zamana kadar çok yaygın kullanılmayan kredi kartları, ihtiyaç halinde manuel bir makine üzerinde, her bir işlem için en az üç kopyadan (kart sahibi, üye iş yeri ve banka, nüshası)  oluşan bir koçan üzerine kredi kartı konulmak suretiyle işlem yapılarak, kullanılabiliyordu.

Sonrasında, POS makineleri çok hızlı çoğaldı, yaygınlaştı. Bu kez de; herhangi bir mağaza veya benzin istasyonuna gidince çok sayıda farklı bankaya ait POS makinelerinin olduğunu görmeye başladık. Hem görsel kirlilik, hem bir sürü operasyon (ayrı hatlar, konulacak yer, kullanım farkları, ayrı gün sonu/gün başı işlemleri gibi)  ama en önemlisi de bu makinelerin en azından başlangıçta yurt dışından ithal ediliyor olmasından dolayı, ciddi bir döviz yurt dışına gitti.

Çok sayıda makine olmasında temel sebep, her bankanın daha iyi, farklı hizmet sunma isteği, yarışı idi. Sonra, bankalar yine kendi aralarında bir düzenleme yaparak POS sayısını azaltmaya, ve de ortak POS haline getirmeye karar verdiler.

Ülke ekonomisine, iş yerine önemli bir fayda ve tasarruf sağlandı.

2011 yılında www.sigortadukkanim.com, girişimimiz ile 22 sigorta şirketine on-line entegre olduk ve sigorta ürünlerini fiyatlarına ve ürünlerin içeriklerine göre anında sıralayabilir hale geldik.

Gün içinde sürekli alınan teklifleri ve hangi bilgisayardan (IP no) alındıklarını takip eder, teklif almış ama karar veremeyen müşteriyi arayarak karar vermesini hızlandırmaya ve de satışı kapatmaya çalışırdık.

Gördük ki; en fazla teklif alan bilgisayar “IP numaraları” acentelere ait. Aslında yapılmak istenen de, o müşterinin talebine en uygun fiyat ve koşulları hangi sigorta şirketinin verdiğini, hızlıca anlamaya çalışmak.

Müşteri teklifi poliçeye döndürmek istediğinde ise o sigorta şirketinin ekranlarına girerek poliçeyi oluşturuyorlardı.

Acentelere hızlı ve kolay bir çözüm olmak ile birlikte, bizim için her bir sorgulama bir maliyet idi.

O zaman Türkiye’de birden fazla şirketin acentesi olmanın zor ve yoğun operasyonel yük olduğunu anlamıştım.

Çünkü, birden fazla şirketin acenteliğini yapıyorsanız, müşterinize iyi bir teklif verebilmek için, her bir sigorta şirketinin tahsis ettiği farklı bir bilgisayardan giriş yapıp, fiyat teklifi hazırlamanız ve müşterinize sunmanız gerekiyor.

Örneğin, üç şirketin acenteliğini yapıyorsunuz. üç ayrı bilgisayar, üç ayrı program ve bunları kullanmayı bilecek sayıda ve yetkinlikte adam istihdamı gerekiyor.

Oysa, aynı sayıda eleman operasyon yapmak yerine, dışarıda daha fazla satış için odaklansa acente büyür, sektör gelişir.

Üstelik sigorta şirketlerinden hatırladığım kadarı ile kullanılan programların çok da “Kullanıcı Dostu” oldukları da söylenemezdi.

Bankacılar ciddi paralar harcadıktan sonra ATM’lerini, POS makinelerini ortak kullanıp daha az maliyet ile müşterilerine daha yaygın ve kolay bir servis vermenin yolunu seneler sonra, maliyet unsuru Bilançolarında önem kazanınca, fark ettiler.

Sigortacılar, biraz daha erken hareket etseler ve bu Dijital Çağ’da, ortak bir veri tabanı, yazılım ön yüzü oluştursalar ve acentelik verdikleri Tüzel kişiliklerin, bu ortak ön yüze sadece verilecek bir şifre ve kod ile giriş yaptırabilseler ve de  tesis edilecek her acenteliğe ayrı, ayrı donanım ve yazılım sağlamak zorunda kalmasalar.

Ortak oluşturacakları ön yüzde, yine hizmet kalite ve farklılıklarını sunsalar, Acenteleri “fiyat karşılaştırma sitelerine” mahkum etmeyip, daha hızlı fiyat teklifi ve poliçe tanzimi yapabilecekleri bir alt yapı ile hizmet verseler, olmaz mı?

Aslında bir örneği Trafik Poliçeleri için yapıldı. Bunu önce kasko, konut, sağlık gibi rekabete açık ve fakat çok fazla fark içermeyen (mass) ürünler ile başlatıp, Kobi ürünleri ile destekleseler.

Tüzel kişilik olarak da belki de KKB benzeri, tüm sigorta şirketlerinin sermayedar olduğu, ortak bir kurumsal oluşum aracılığı gerçekleştirebilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir