Taş Yerinde Ağır

Yöneticilik yaptığım şirketlerde yaptığım en iyi şeylerden bir tanesinin, birlikte çalışacağım ekip arkadaşlarımın seçiminde gösterdiğim başarı olduğunu düşünüyorum.

Hem şirket sonuçlarındaki olumlu yansımalar, hem çalışan memnuniyet anketlerinde elde edilen yüksek memnuniyet  sonuçları ve hem de çalışma arkadaşlarımın sadece Türkiye ile sınırlı kalmayıp, Grubun yurt dışı şirketlerinde de sorumluluklar almaları ve bu görevlerini başarı ile yerine getirmelerinden, bu konuda mütevazi olmayacağım.

Hatalar yaptım mı? Evet.

Bulundukları görevde çok başarılı bazı arkadaşlarımın,  bir üst göreve atanmalarında çok büyük desteklerim oldu. Ancak, bulundukları görevde gösterdikleri başarıyı, yükseldikleri bir üst görevde gösteremeyip; Şirket akışında sorunlar yaşanmasına yol açtıkları olmuştur. Elbette burada sadece söz konusu arkadaşlarımızın bireysel yetkinlik eksiklikleri dışında, çalışma arkadaşları ve hesap verdikleri taraflar ile kan uyuşmazlıkları da söz konusu olmuştur. 

Bir üst görevde başarılı olamamış arkadaşların farklı şirketlerde Genel Müdürlük, Genel Müdür Yardımcısı unvanları ile dahil atamaları yapılmış ve bir kısmı da buradaki görevlerinde başarılarını ispatlamışlardır.

Kimi zaman bulundukları görevde çok başarılı arkadaşların başarılarının, diğer özlük haklarında yapılacak iyileşmelerle, mükafatlandırılması ve/fakat bir üst göreve atamalarının yapılmaması, hem şirket için hem de söz konusu kişilerin iş yerindeki mutluluklarının devamı için daha iyi sonuçlar verebiliyor.

The Right Choice for Banks in Insurance

Banks, when transferring the right to use their distribution channel in non-life insurance to an insurance company, can reach more efficient results if they work through a panel in which at least three insurance companies are present in motor own damage insurance.

The non-life premium production was TL 11.958.051.653 in Turkish Insurance Sector as at end of September 2012.

TL 1.691.490.959 (14.5%) was produced through banks.

Source: TSB Statistics.

 In the meantime, while the motor own damage premium production under the branch “Land Vehicles” was TL 3.250.782.577, the share of banks in this LoB was limited to 8.15% at TL 265.050.951.

Whereas had they reached 14.15% in this branch too, they would have produced TL 460.000.000.

The average commission in this branch amounts to 15%.

This means that the banks lost at least TL 3 million in commission only in the first 9 months of this year.

It seems that banks can not reach the same sales success as other distribution channels of the insurance sector in the motor own damage branch, which constitutes 27.5% of the market.

Why?

Insurance companies price casco policies based on their own statistical pools and past track record. Even though many criteria is included in this pricing, all companies take the past loss/premium ratio in their own statistical data as the base.

Hence, companies offer very different prices to vehicles and customers.

Casco is the most well known and price sensitive insurance product. The customer always want to get a quote from more than one company and purchase the cheapest.

Banks, on the other hand, offer the “casco price” of only the insurance company with which they have an exclusivity agreement.

As a result, while they are producing 14.15% of the total production, they remain limitied to 8.15% of casco production.

Starting especially from 2007 onwards, many banks have sold their non-life insurance subsidiaries or the right to use their distribution channels. Very high figures were reached in terms of selling price.

· While it became an important gain to “work exclusively with the most efficient bank distribution channels in terms of personal and small business segments” from the perspective of new investors or insurance companies who own distribution channels,
· It was also equally important from banks to get a considerable upfront payment for the agreement period.

Besides, the banks continued to get commission payments for the insurance sales during the exclusivity period.

The only variable that does not work right in this formula is the “casco branch” due to the reasons I summarized above.

Sigortacılıkta Bankalar İçin Doğru Seçim

Bankalar, hayat dışı sigorta branşlarının dağıtım kanalı  kullanım hakkınıbir sigorta şirketine devrederken; kasko branşında en az üç sigorta şirketinin bulunduğu bir panel aracılığı ile çalışırlarsa daha etkin sonuçlara ulaşabilirler.

2012 yılı 9. Ay sonuçlarına göre Türk Sigorta Sektörü, Hayat Dışı Prim Üretim rakamı 11.958.051.653.-TL gerçekleşti.

1.691.490.959 TL’lık prim (%14.15) Bankalar aracılığı ile üretildi.

 Kaynak:TSB İstatistikleri

Bununla birlikte, sektörün “Kara Araçları” branşı altında ürettiği kasko prim tutarı 3.250.782.577.-TL olurken; Bankaların bu branştaki üretim payı %8.15 ile sınırlı kalarak,  265.050.951.- TL gerçekleşti.  

Oysa, bu branşta da %14.15 oranına ulaşabilselerdi üretilecek prim tutarı 460.000.000.- TL olacaktı.

Bu branşın komisyon tutarı ortalama %15 dir.

Yani bankaların sadece yılın ilk 9 ayı için  kaybettikleri komisyon tutarı yaklaşık 3 mio TL’dir.

Görünen o ki Bankalar, sektörün %27.5’unu oluşturan kasko  branşında, sektörün diğer dağıtım kanallarının ulaştığı satış başarısına ulaşamıyorlar.

Neden?

Sigorta şirketleri, kasko branşında fiyatlamayı kendi istatistik havuzları ve geçmiş “track record” larına uygun olarak yaparlar. Pek çok kriter de bu fiyatlamaya katılıyor olsa da gene de, her şirket istatistiğindeki araçların geçmiş hasar/prim oranlarını baz alıyor.

Böyle olunca da, şirketler,  araçlara ve müşterilere birbirinden çok farklı fiyatlar sunuyorlar.

Kasko, en çok bilinen ve fiyata en duyarlı sigorta ürünü. Müşteri mutlaka birden fazla sigorta şirketinin fiyatını sormak ve en ucuzunu almak istiyor.

Bankalar ise münhasıran (exclusive) çalıştıkları bir sigorta şirketinin “kasko fiyatını” müşteriye sunuyorlar.

Bu nedenle de toplam üretimin %14.15’ini gerçekleştirirken, kaskonun %8.15’inde sınırlı kalıyorlar.

Özellikle 2007 yılından başlayarak pek çok Banka, “Hayat Dışı Sigorta Şirketi” iştiraklerini ve/veya Dağıtım Kanalı Kullanım hakkını sattı. Satış değerlerinde yüksek rakamlara ulaşıldı.

  • Yeni sermayedarlar veya dağıtım kanalı kullanım hakkına sahip sigorta şirketleri açısından, “Türkiye pazarının Bireysel ve KOBİ iş kollarında en etkin dağıtım kanalları bankalar ile imtiyazlı çalışma hakkı elde etmek”  önemli bir kazanım olurken;
  • Bankalar açısından da, bu döneme ilişkin “peşin ve önemli miktarda bedel” alınması önemliydi. Münhasırlık döneminde gerçekleştirilen sigorta satışlarından da aracı komisyonu alınmaya devam edilmekteydi.

Bu formülde doğru çalışmayan veya eksik çalışan tek konu; yukarıda bahsettiğim nedenlerle “kasko branşıdır.”

What is the Effect of Rating Upgrade on the Insurance Sector?

Recently, the Istanbul Stock Exchange Index is rallying toward a record with the expectation of a possible “country rating upgrade”.

But, how would the upgrading of the country credit rating to “Investment Grade” effect the players of the Turkish Insurance Market?

In 2003, one of my friends, who owned one of the nice butique hotels of Urgup, was asking 2 million USD to sell his hotel. In 2012, the price was10 million USD for the same hotel.

The hotel was the same hotel, the revenue (in terms of USD) was more or less at a similar level.

Difference;

  • There are more liquidity and more buyers in the market.

It is a certainty that more money will flow to Turkey in the case of a possible rating upgrade. It is also certain that cheaper funds will be available for new companies to be established in the country, but the foreign investment will flow more to the already established businesses.

While the existence and the number of these companies in the country is known, how will the increase in demand to acquire or investment in these companies effect the market?

The value of the companies will increase quickly despite the fact that there will not be any changes in their operations. A company with a market value of 1 million TL will be worth 5 million TL or 10 million TL shortly with the increasing demand and liquidity.

The increase in value will not be limited to those companies; it will spread to all sectors, goods and services, and will continue until a new and higher demand/supply balance.

The negative consequences regarding rating upgrade mentioned below should be considered alongside the positive expectations that is created these days in the financial markets.

In Brazil, following the credit rating upgrade, the interest rates seemed attractive to investors and the Direct Foreign Investment increased to 66.7 billion USD in 2011 from 48.5 billion USD in 2010. (*)

With the quick increase in foreign investment, the Brezilian currency appreciated against USD, resulting in a decrease in the competitive advantage of this country (in exports and production), and as a result, the Brezilian Government felt the necessity to impose new taxes as a protection against the negative consequences of increased cash flow.

(*)Source: CIA The World Factbook.

Wıth the upgrade of the country credit rating, short term effects on the insurance industry can be expected as follows;

  • The increase in insurable value of goods & services will primarily increase premiums and consequently claims costs,
  • Values of companies in the insurance market (insurance companies, brokers, agencies) will also increase,
  • More companies will find new buyers,
  • Despite increase in personal wealth of some individuals, the purchasing power of the new value created at the higher price level will weaken.

In my opinion, the worst case for companies and individual could be to be in full liqudity  instead of all other kind of investment in such an upgrade.

Not Artışının Sigorta Sektörü’ne Etkileri Ne Olur?

Bugünlerde İMKB endeksi, olası bir “ülke notu artış” beklentisi ile rekora koşuyor.

Peki, ülke notunun “Yatırım Yapılabilir Seviyeye” yükseltilmesi, Türk Sigorta Sektörü oyuncularını nasıl etkileyecektir?

2003 yılında, Ürgüp’ün güzel butik otellerinden bir tanesinin sahibi olan arkadaşım, otelini satmak için 2 milyon USD istiyordu. 2012 yılında aynı otel için düşündüğü bedel 10 milyon USD.

Otel aynı otel, geliri (USD bazında) aşağı yukarı aynı seviyedeydi.

Fark;

  • Piyasada daha fazla nakit ve daha fazla alıcı var.

Olası bir not artışı ile Türkiye’ye daha fazla para girişi olacağı kesin. Ülke içinde yeni kurulacak şirketler için daha ucuz kaynak bulunabileceği de muhakkak; fakat, yabancı sermaye daha çok hali hazırda faaliyette bulunan şirketlere yönelecektir.

Bu şirketlerin değerleri, faaliyetlerinde önemli değişiklikler olmamasına karşın,  hızla artacaktır. Bugün 1 mio TL değer biçilen bir şirketin değeri, artan talep ve nakit ile birlikte kısa zamanda artacak ve 5 milyon, 10 milyon TL olabilecektir.

Şirketlerin değer artışları,  içinde oldukları sektörlerle sınırlı kalmayacak; dalga dalga tüm sektörlere, mal ve hizmetlere yayılacak ve arz-talep dengesinin yeniden belirleneceği bir üst seviyeye kadar, değer artışarı sürecektir.

Not artışına ilişkin piyasalarda bugünlerde oluşan Pozitif Beklentinin yanında, aşağıda belirtilen tarzda Negatif Etkiler de ortaya çıkabilir.

Brezilya’da; kredi notunun artırılmasının ardından, piyasa faizleri yatırımcılara cazip gelmiş ve 2010 yılında 48.5 milyar USD olan Direkt Yabancı Yatırım Tutarı 2011 yılında 66.7 milyar USD’ne yükselmiştir.

Yabancı yatırımın hızla artması sonucu Brezilya parası USD karşısında değer kazanmış,  bu artış ülkenin rekabet avantajını azaltmış (İhracat ve üretimde), Brezilya Hükümeti nakit akımlarının olumsuz etkilerinden korunmak için yeni vergi düzenlemeleri yapmak  ihtiyacı duymuştur.

Ülke Kredi Notunun artması ile kısa vadede sigorta sektöründe şu gelişmeler öngörülebilinir;

  • Sigortalanacak mal ve hizmet değerlerindeki artışlar, öncelikle primleri ve zaman içerisinde hasarları da artıracak,
  • Sigorta sektöründe de şirketlerin (sigorta şirketi, broker ve acente)  değerleri  artacak,
  • Daha fazla şirket yatırımcı bulacak,
  • Değer artışlarının zincirleme tüm sektörleri etkileyeceği düşünülünce, şirket satışları ardından bireysel zenginleşmeler olsa da,   elde edilen gelir ile yeni yatırımlar daha maliyetli olacak ve alım gücü de zayıflayacaktır.

Şirketler ve bireyler için bence en kötüsü, böylesi bir not artışına yatırımda değil de, nakit birikimle girmek olabilir. 

Değişen Satın Alma Alışkanlıkları

 2008 den bu yana devam eden ekonomik krizde, başarılı sonuçlara ulaşan firmaların;

Müşterilerin kriz döneminde daha ucuz mal ve hizmetlere yöneleceğini keşfederek, bu yönde ürün ve hizmet geliştiren şirketler (Mc Donalds gibi) olduğunu,

anlatan bir haber okudum.

Öte yandan, Türkiye’de perakende sektöründe faaliyet gösteren büyük marketler zincirlerinden iki tanesinin yöneticileri ile yaptığımız görüşmelerde bize;

Marketlerde temel ihtiyaç malzemeleri dışındaki ürünlerin satış cirolarında ciddi düşüşler olduğunu, buna karşılık temel ihtiyaç malzemeleri satışlarının aynı hızla devam ettiğini,

ifade ettiler.

Kısaca, kriz nedeniyle, insanların satın alma alışkanlıkları değişti.

Ülkemizde nispeten az hissedilse de, Dünya’da ekonomik kriz tüm hızıyla devam ediyor ve hatta Avrupa’da Ocak – Şubat 2013 aylarında krizin zirve yapılacağı da konuşuluyor.

Sigorta sektörünün de, müşterilere sunacağı ürün ve hizmetlerde değişen bu satın alma alışkanlıklarına dikkat etmesi gerekiyor.

Nasıl yapılacağı, şirketlerin başarısını belirleyecek olmakla birlikte; insanlar bu dönemde, “temel ihtiyaçlarına ve olabildiğince ucuz maliyetlerle ulaşmak için para harcamaya” razılar.

Oyuncak Steteskop

2006 yılıydı, 2 yaşındaki kızıma oyuncak bir steteskop aldım.

Konu, Doktorluk mesleğini çocuklara anlatmak zannediyorsanız, yanılıyorsunuz.

Steteskopun kullanım amacı, daha değişikti.

Steteskobu kalbime koyup; Dinle kızım babanın kalbi ne diyor? Diye soruyordum.

O da işinde uzman dahiliye doktoru edası ile gelen sesleri dinleyip; “Fener, Fener, Fener” diye cevap veriyordu ki hemen kocaman bir “aferin”’ i kazanıyordu.

Baba olmanın verdiği içgüdüsel bir istek midir? Bilmem ama, insan çocuklarının kendi tuttuğu takımı tutmasını istiyor galiba:))

Hem kızım hem de ondan yaklaşık 17 ay küçük oğlum, henüz 1.5 yaşındayken Saraçoğlu Tribünlerinde maç seyretmeye gitmeye başladık. Maçı değil ama, 50 bin insanın, taraftar şovunu seviyorlardı. Bir de, erkenden uyuya kalmasalardı, benim için de daha zevkli olabilirdi:))

Aldığım kıyafetlerde de sarı-lacivert renkleri seçmeye ama, en azından sarı ve kırmızı renkleri seçmemeye  hep dikkat ettim.

Sonuç mu?

Oğlan tamam ama, kızımın takım tutmama veya bu konuda biraz politik davranma gibi bir eğilimi var:(( Yani bunca çalışma, kısmen başarılı.

Sigorta da Pazar Araştırmaları (Konuk Yazar: Seyfi Orhan)

Sigorta sektöründe, müşteriye yönelik pazar araştırmalarının kullanımının giderek yaygınlaştığını gözlemliyoruz.

Bu değişimi;

  • Müşteri beklentilerini daha iyi anlama ihtiyacına,
  • Birbirine çok benzer ürünlerde, farklılaşabilecek ürün ve teminatların gelişim alanlarının ortaya çıkartılmasına,
  • Sürecin tamamında elde edilen verilerin,  müşteri iletişiminde kullanılmasının getirdiği olumlu sonuçlara,

 bağlayabiliriz.

Pazar Araştırmaları neticesinde, araştırmadan beklenen sonuçların  ötesinde, çok olumlu sonuçlar elde edilebiliniyor.

Örnek: Yıl içerisinde geliştirilen bir ürün için lansman öncesi gerçekleştirilen bir “Müşteri Focus Grup” çalışması neticesinde;

  • Mevcut ve potansiyel müşterilerin ürün hakkındaki beklentileri,
  • Ürünün beğeni düzeyi,
  • Müşterinin satın alma eğilimi,
  • Ödemek istediği maksimum fiyatı,
  • Tercih ettiği dağıtım kanalları,

çıktılarına ulaşıldı.

Ancak aynı araştırma sonucundan; sigorta şirketi açısından risk fiyatı (maliyet) oldukça düşük olan bir kaç teminata, müşteriler tarafından çok daha yüksek bir değer (müşterilerin ödemeye hazır olduğu fiyat) biçildiği sonucuna da ulaşıldı. Ki, bu araştırmayı yaptıranların hiç beklemediği bir sonuç idi.

Araştırma sonucundan elde edilen bu veri ile söz konusu teminatlar, müşterinin ürün algısını daha değerli kılması amacıyla, iletişimde yoğun şekilde kullanıldı.

Aynı “Müşteri Focus Grup” çalışması; ürün içeriğinin belirlenmesi düzeyinde  yardımcı olmakla kalmayıp, ürün için hazırlanan broşürlerin, neleri içermesi gerektiği ve hangi noktalara vurgu yapılabileceği konusunda da çok önemli bilgiler sağladı.

 Böylece müşteriye verilmek istenen mesajı en iyi anlatan broşür de, tartışmasız şekilde seçilebildi.

Gerçekleştirilen araştırmalar, lansman aşamasında satış kanallarını ve satış temsilcilerini bilgilendirme sürecine de katkı sağlıyor.

Ürünün, hangi teminat ve hizmetlerinin müşterilere cazip geldiğini ve satış aşamasında odaklanılması gereken noktaları satıcılara anlatmakta da kullanılan bir araca da ulaşılmış olunuyor.

Özetle Pazar Araştırmaları, ürün için bütünleşik bir pazarlama aksiyonu oluşturmanın bir çok girdisini sağlayabiliyor.

Pazarlama araştırmalarından etkin olduğunu düşündüğümüz bir diğeri de: Müşteri Memnuniyet Araştırmaları’dır.

Müşteri memnuniyet araştırmaları ile; müşteri için kritik önem arz eden, müşteri temas noktalarındaki memnuniyet düzeylerinin yanı sıra, gelişim alanları  da net şekilde belirlenebiliyor.

Örnek: Bir araştırma sonucunda, çağrı merkezindeki menülerde yapılan bir değişiklikle ve neredeyse sıfır maliyet ile müşterilerin çağrı merkezi temsilcilerine çok daha hızlı ulaşmaları sağlanmış ve müşteri memnuniyetini artırılabilmiştir.

Sigorta sektörü olarak, müşterinin ihtiyaçlarını anlama, birbirine oldukça benzeyen ürün ve hizmetlerde farklılaşmaya gitme yolculuğunda pazarlama araştırmalarının daha çok kullanılması gerektiğini düşünüyorum.

[email protected]

Şirkete Değer Katmak

Geçtiğimiz günlerde büyük bir uluslararası bankanın, “Yatırım Bankacılığı” bölümünü uzun yıllar yönetmiş, yabancı bir dost ile sohbet ettik.

Türkiye’de finans kuruluşlarının satışı konusunda çok sayıda işleme aracılık etmişler. Bu konuda ciddi tecrübe birikimi sağlamışlar.

Kendisine,  Bankacılık ve Sigortacılık Sektörlerinde neredeyse tüm şirketlerin satıldığını ve artık bu sektörlerde yatırım bankacılarına iş kalmamış olabilir mi? diye sordum.

O da bana; “Hiç öyle değil” diye cevap verdi.

Evet, şirketlerin büyük kısmı satıldı ama bu defa Dünya da meydana gelen ekonomik gelişmeler ve değişimler sonrası; ikinci ve hatta üçüncü el değiştirmelerin başlayacağını; bugüne kadar Avrupa ve ABD’den gerçekleşen sermaye akışının, ekonomik kriz sonrası Orta Doğu ve Uzak Doğu kaynaklı olanlar ile yer değiştirmeye başlayacağını söyledi.

O güne kadar Türk Sigorta Sektörü için 2007 yılında başlayan şirket satışlarının artık tamamlandığını düşünürken, bu dostumun ifadeleri ile konuyu bir kez daha düşünmem gerektiğini fark ettim.

Beklenenin tersine, sektörümüzde de ikinci ve hatta üçüncü satışlar olabilirdi.

Gerçekten de, kimi Sigorta grupları, global ölçekte yaşadıkları ekonomik daralmanın sonucu olarak aralarında Türkiye’nin de bulunduğu kimi ülkelerdeki faaliyetklerini satmak istediklerine dair bilgiler geliyordu.

O zaman profesyonel yöneticiler olarak, sadece şirketin büyüme ve karlılığına dair anlık hedeflerden sıyrılıp, şirket satılırsa hangi şartlarda daha değerli kılınabilir? diye orta ve uzun ölçekli de bakmak gerektiğini düşündüm.

Son dönemde, performans hedeflerini gerçekleştirme konusunda nispeten başarılı olan bazı şirket yöneticilerinin, şirketleri ana grup tarafından satışa çıkartıldığında, arzu edilen değerlere ulaşamadığı için başarısız kabul edilip, şirketlerindeki görevlerinden ayrılmak zorunda bırakıldıklarını da biliyoruz.

Demek ki sadece yıllık performanslara odaklanmakla sınırlı kalmayıp, şirkete değer katacak stratejilere de yönlenmek gerekiyor. Peki bir şirketi satış aşamsında değerli kılacak unsurlar neler olabilir?

Yaptığım araştırmada, bu işin teorideki matematiği hiç de zor gözükmüyor. Şöyle ki;

  • Ciroyu, Karı, Büyümeyi, Pazar Payını, Özkaynak Karlılığını, Yatırım Karlılığını, Etkinliğini, Nakit Akışını ve Şirketin Görünürlüğünü artırmak;
  • Maliyeti, Zaman/Çaba oranını, Şikayetleri, Riskleri, Personelin değişim oranını, Çatışmaları, Şirket İçi Bürokrasiyi, azaltmak;
  • Verimliliği, Süreçleri, Hizmet Kalitesini, İletişimi, Motivasyonu, Şirket Algısını, Yetenekleri, Kalite ve Kuruma Bağlılığı, geliştirmek;
  • Strateji, Sistem, Etkin Süreç, İş, Ürün, Hizmet ve Markayı, oluşturmak ;

Gerekiyor.

Bir yandan yıllık performanslarımızı gerçekleştirirken “Şirketlerimize Değer Katma” çalışmalarını da unutmayalım. Ekonomi hızla değişiyor, gelişiyor.

Kimbilir? Bir gün bağlı olduğumuz Gruplar, Bizim Şirketimizi de satmak isteyebilirler.

Searching for a Cure for (Un)Profitability

 

When we look at the financial results of the non-life insurance sector, we see that although there are growth rates that make the counterparts at the developed economies jealous, the technical losses are becoming unbearable for the companies, especially in motor LoB’s.
 
Even companies which used to profit in these LoB’s in the past and are generally seen as role models by other companies have announced losses in motor third party liability.
 

When we read the interviews of the executives, we understand that the losses are distribution channel specific and most companies are in a continuous search for a bank channel.
 
On the other hand, when we look at the market, we see that the larger bank channels are occupied and the remaining ones are either small or medium sized. Independent than their size we always hear that multiple companies compete to use these channels.
 
Then, how are those companies that don’t have a bank channel (or has one that is insufficient for their needs) supposed to find a cure for their un-profitability problem?
 
 …

My idea is that most of the companies in the market have already started their preparations. They are working to start selling “direct” through the internet. Direct channels will enter our lives very soon. This is because, in the current situation, the insurance companies do not seem to have any other solution.
 

What should the agencies, which amount to 16.000, do about these developments?

They should keep pace with the change, and switch to use of high technology with higher capitals. They should stop losing time in their fight for commission with the insurance companies, start consolidating, join their forces (in terms of capital and know-how), and focus on the retail customer segment which is not yet sufficiently saturated. They should target a “tech-intensive” structure instead of a “labor-intensive” structure to achieve this.
 
While the situation of the insurance companies becomes inextricable, the fact that the agencies continue to look into the future with the old strategies will only lead to a loss of time.
 

The insurance company executives don’t have room to maneuver anymore. Tomorrow, if not today, we will find ourselves in a new insurance market with radical solutions.