Olmaz Olmaz Deme Hiç

6 sene boyunca Cruise gemilerinin gelip gittiği, Galata limanı manzaralı bir ofiste görev yaptım.

Her yıl Mart’tan itibaren yoğunlaşmak üzere  limana yeni “Cruise Gemiler” gelir giderdi. Bazen manevralarını tam ofisin önünde yaparlardı.

“Ah o gemide ben de olsaydım”, dediğim çok olmuştur.

Neredeyse, çalıştığımız 8 katlı bina yüksekliğinde, koca koca gemiler çok etkileyici ve sağlam görünüyorlardı.


 
Costa Concordia isimli Cruise gemisi de bunlardan bir tanesi idi.

Bir gün öğrendik ki batmış.

2005 yılında göreve başladığım Sigorta Şirketi’nin Yönetim Kurulu Başkanı, küçük sayılabilecek ölçekteki sigorta şirketimizin birlikte çalıştığı dev görünen reasürör şirketlerinin, S&P ve A.M. Best rating notlarının, en az A+ olması gerektiğini söylediğinde biraz şaşırmış, böyle bir not sınırını ölçeklere baktığımda abartılı bulmuştum.

Yönetim Kurulu Başkanı’nın doğru düşündüğünü ve benim yanıldığımı, 2008 krizi ile ekonomide dev firmaların yaşadığı gelişmelerle gördüm.

Rating, yeterince tanımadığınız iş ortaklarınızın ekonomik güçlerini göstermesi açısından büyük bir kolaylık. Birileri sizin yerinize ve sizin hesaplayacağınızdan çok daha detaylı riskleri ölçüyor, potansiyel iş ortaklarınızı notluyor.

Gerçi global kriz süresince, yüksek notlara sahip oldukları halde, mali açıdan sıkıntıya düşen firmalar görmedik mi? gördük.

Rating değerlendirmelerini, beğensek te beğenmesek te; firmaların mali durumları ve riskleri ile ilgili 3. taraflara ciddi bir veri sağlayan, başka bir ölçü kriteri bugün için yok.

Reasürans anlaşmaları yapmaya çıktığımızda görüştüğümüz ve her seferinde tretelerimizin içerisinde yer almasını çok istediğimiz bir Reasürans Şirketi vardı. Partner Re.

Geçtiğimiz günlerde, S&P Rating şirketi, Partner Re’nin “Kredi ve Finansal Güçlülük” notunu AA- den, A+’ a indirmiş. Görünümünü  değiştirmemiş; “İstikrarlı” (Stable) olarak korumuş.

Bugün, sosyal medyada “firmanın notunun düşürülmesiyle” ilgili bir yorum okudum.

“Bu senenin sonuna kadar reasürörler arasında, daha çok not indirimi göreceğiz. Bütün AA notlar, A ya indirildiğinde, belki de yeni risk sınırımız AA yerine A olacak. Çünkü; Risk Algısı her zaman görecelidir.”

diyor.

Öyle midir? Ne dersiniz?

2020 Nüfus Yapısı

Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin nüfus yapısı nasıl şekillenecek konulu bir çalışmayı inceledim.

Çalışmaya göre, 2020 yılında  nüfusumuz yaklaşık 80 mio kişi olacakmış.

2010-2020 döneminde;

– 0 – 15 yaş arası nüfus, yaklaşık %9 oranında azalacakmış.

-16-65 yaş arasındaki nüfus %14.5  artış ile, 55 milyon kişiyi geçecekmiş.

-65 yaş üstü nüfus %35 oranında artacakmış. (Öngörülerde, 65 yaş üstü nüfus her 5 yılda, 1 milyon kişi artıyor.)

 

Nüfus yapısında bence, en dikkat çekici değişimler:

  • Satın alma gücüne ulaşan insan sayısında çok ciddi bir artış olması,
  • 65 yaş üstü insan sayısının da oransal ve mutlak rakam olarak artıyor olması.

 Farklı çalışmalarda gözlemleme fırsatı bulduğum, gelişmiş ekonomiler ile kıyaslandığında, ülkemizdeki;

  • Konut sahipliği potansiyeli,
  • Araç sahipliği potansiyeli,
  • Bireysel kredilerdeki potansiyel,

gibi unsurlarla; 15-65 yaş arasındaki nüfusta meydana gelecek büyümeyi yan yana düşündüğümüzde, gelecek 10 yıl için olumlu beklentiler, daha da heyecan verici hale geliyor.

 

Ne Lüks, Güncel Bilgiye Dayalı Karar Alabilmek.

Bugün, ABD kökenli “Mu Sigma Limited” (www.mu-sigma.com) firmasının temsilcileri ziyaretimize geldi.

Mu Sigma: Dünya’nın en büyük analitik hizmet sağlayıcısı şirketi imiş. Fortune 500 de yer alan 50 firma ile çalışıyorlarmış. ABD de sağladıkları ticari başarıyı Avrupa ve Türkiye’de de yaymak istiyorlarmış. Bu amaçla, pazarı tanımak için hızlı ziyaretler gerçekleştiriyorlarmış.

Firmalarda her gün binlerce karar alındığını, bu kararlar alınırken, genellikle geçmiş tecrübelerden faydalanıldığını, ancak;  geçmiş tecrübenin bugünkü şartlara uygun kararların alınmasında, kullanımının risk içerdiğini ifade ettiler.

Karar alıcılara varolan en son, en güncel bilgileri süzgeçten geçirerek sunduklarını (kullandıkları model aracılığı ile) ve analitik bilgi kullanımının kurum içerisinde yaygınlaştırılmasını sağladıklarını söylediler.

Şirketten şirkete değişmekle birlikte, 8-12 hafta arasında karar alıcılara, alacakları kararlara ilişkin analitik ve güncel bilgiyi sunabilecek altyapıya ulaşabildiklerini ilettiler.

Binlerce, milyonlarca bilgi içerisinden firmanın karar alma süreçlerine en fazla etkisi olacak bilgileri süzebildiklerini ve belli bir kalıpta karar alıcılara sunduklarını ilettiler.

Bugünün Dünyası’nda, her an herşey değişiyor, farklılaşıyor ve doğru zamanda doğru kararı almak giderek daha da zorlaşıyor. Karar alma zamanı geldiğinde; kararların alt yapısını oluşturacak güncel ve süzülmüş bilgileri karar almadan önce elde etmek ve bu bilgilerin ışığında karar alabilmek çok güzel bir “iş çözümü” gibi geldi bana.

Siz ne dersiniz?

Karar alıcıların işi biraz daha kolaylaşmıyor mu?

Biliyor muydunuz? – Video Sunum (Did You Know?)

İlişikteki video sunumu (Karl  Fisch, Scott McLeod ve Jeff Bronman tarafından hazırlanmış) ilk izlediğimde çok etkilenmiştim.

Dünya nereye gidiyor, sosyal medyadaki gelişim ve demografik yapıdaki gelişmelerin hayatımıza etkileri gibi, çarpıcı bilgiler var.

Araştırdım, bulduğum en son versiyonu da ekledim.

Umarım beğenirsiniz.

 

Did You Know?

Did You Know 4.0

2008-2011 Trafik Primi Karşılaştırması

2008-2011 döneminde prim olarak  %49 büyüyen Trafik branşının, şirketlere göre gelişimini görmek istedim.

İlk 10 daki şirketlerin pazar payı, %72.06 dan, %75.19 a yükselmiş.

4 firma dışında, ilk 20 deki firmaların tamamı, pazar paylarında artı-eksi oynamalar olmasına karşın,  4 yıllık dönemde trafik primlerini büyütmüş.

Hayat Ritmi- Sizin Öneriniz Nedir?

Çocukların yaş günü kutlaması sırasında bir grup veli ile sohbet ettik.

Bodrum’a gittiklerinde ikinci günden sonra sıkıldığını ve İstanbul’a geri dönmek istediğini söyleyen bir veliye; bir başkası, İstanbul da yaşayanlar olarak bizler hayat ritmimizi yüksek tutuyoruz, İstanbul dışında yaşayanlar daha düşük hayat ritmi ile daha mutlu yaşıyorlar ve doğrusunu onlar yapıyorlar, dedi.

                                            

Finans sektöründe çalıştığım için ritim hep yüksekti. Ne zaman ki bir boşluk olsa, bir şeyler ters gidiyor olmalı, diye düşünmeye başlıyorum. Oysa, diğer sektörlerden tanıdığım insanlar daha az stresle gene de işlerini çevirebiliyor, kazançlarını sağlayabiliyorlar. O zaman, ya benim çalışma tarzım, ya da çalıştığım sektör veya hayat şeklim yanlış olmalı.

Belki de; ilave hobiler bulup, hayatı genelde iş olmaktan da çıkartmak lazım.

İş yoğunluğu çok olsun, az olsun bu tür hobiler ile hayatın etrafını sarmak, anlamını artırıyor olabilir.

Kendimce bir plan yaptım. Bir süre daha aktif çalıştıktan sonra, biraz daha kendime zaman ayırabileceğim işlerle uğraşayım istiyorum. Örnek: Bilgi birikimlerimi paylaşayım,  kullanayım, yazılar yazayım; daha fazla okumaya zaman ayırayım, istiyorum.

Ancak, mevcut durumda dahi, iş yükünde biraz azalma olsa; ben de “Acaba bir şeyler yolunda mı gitmiyor?” hissi uyandırıyor.

Bugün böyle hisler yaşarken, kendimi tamamen işlerden çekersem ne hissederim?

Siz ne dersiniz? Nerede doğru, nerede yanlış yapıyoruz?

Hem mevcut hayat standardımızı devam ettirmek hem de daha fazla kendimize zaman ayırabilmek mümkün mü? Nasıl?

Siz nasıl yaptınız? Veya neler öneriyorsunuz?

Sigortacılıkta Yeni Bir Dönem Başladı

08 Şubat 2012  saat 23:30- 24:00 civarında  www.ertugrulbul.com bloğu saldırıya uğradı. Bütün yazılar silindi.

Neden, yada Hangi amaçla, yapıldığını bilmiyorum.

Gece, arkadaşlarla çalıştık. En son Back Up ını geri getirdik.

Ne yazıkki bir tek dünkü yazımın (Sigortacılıkta Yeni Bir Dönem Başladı) Türkçe halini kurtaramadık.

İngilizce’den Türkçe’ye aynı kelimelerle alamayacağımı düşünerek, bu yazıyı çevirmemeye karar verdim. Fakat, orjinalinin ingilizcesini okumak isteyenler aşağıdaki linkten yazıya ulaşabilirler.

A New Era Begins In Insurance

 

 

A New Era Begins In Insurance

In some of my earlier posts, I mentioned that the Turkish Insurance Market has not yet been distinguished as Market Makers and Market Followers with clear marks, and as a result that all players in the market still had the opportunity and hope to become the market leader.

However, when we look at 2011 results, we see that this is not entirely true anymore, and that the top two (Axa and Anadolu) have started to make their strength visible as market makers.

The total market share of the top two players reached 27.08% in 2011 from 24.60% in 2010. When we look into the details of the business lines, it becomes clearer.

The shares of these two companies especially in motor own damage and motor third party liability, which compose 44.7% of the total market, seems like it is beyond competitiveness.

The comparison of the total market shares of the top two players of 2010 and 2011 are as follows:

                                                              2010                                 2011
MTPL                                                       %30.04                            %37.70
Motor Own Damage                                 %30                                   %33.50
Health                                                     %14.02                              %13.04
Property                                                  %25.71                              %27.17
Casualty                                                  %18.57                              %17.83
Marine                                                     %18.92                             %20.24

The absolute growth of each of these two companies in 2011 (top player’s GWP increase is TL 479.060.475, second player’s GWP increase is TL 505.632.793) is more than the total production of each of the companies in the second top 10.

The Insurance Market has entered a brand new structure and new competitive conditions in 2012.

It looks almost definitive from now on that it is not going to be sufficient to grow organically but it will be a requirement for mergers and acquisitions to catch the top two and all the companies will follow the two leaders more and more in terms of pricing.

Arama Motoru Optimizasyonu (SEO) -(Konuk Yazar: Mert Erkal)

Arama Motorları hayatımıza esaslı bir şekilde gireli beri 10 sene kadar oluyor. Hemen her türlü bilgiyi ararken ilk başvurduğumuz genelde arama motorları oluyor. Bunlar arasında en çok tercih edileni de hiç şüphesiz Google. Peki hiç düşündünüz mü Google siz herhangi bir şey sorguladığınızda arama sonuçlarında siteleri hangi kriterlere göre sıralandırıyor? Siz düşünmediyseniz bile gece gündüz bunu düşünen, bununla yatıp kalkan birileri var. İşte bu kişilere Arama Motoru Optimizasyonu Uzmanı (Search Engine Optimization Expert) yaptıkları işe de Arama Motoru Optimizasyonu (Search Engine Optimization) deniyor.

Arama Motoru Optimizasyonu (SEO) firmanızın ulaşmak istediği hedef kitlenin arama motorlarında yaptığı sorgulara göre web sitenizi ve içeriklerini yeniden düzenlemek, sitenizin arama motorlarından daha kolay ulaşılabilir olmasını sağlamak ve nihayetinde dönüşüm oranlarını (satış, üyelik, vs.) arttırmak için oluşturulmuş özel teknikleri kapsamaktadır.

Arama Motoru Optimizasyonu oldukça dinamik bir süreçtir. Zira siz bazı değişiklikler yapmak ile meşgülken oyunun hakimi ya da hakemi Google birden bire oyunun kurallarını değiştirebilir. Aslına bakarsanız oyunun kuralları da çok net belirlenmemiştir; Google çeşitli vesilelerle yaptığı açıklamalarda  arama sonuçlarında siteleri sıralarken dikkate aldığı 200’ü aşkın kriter olduğunu belirtmiştir. Bu kriterlerin ne olduğuna dair ser verip sır vermemektedir. Bunlardan herhangi birisinin deşifre edilmesi durumunda hemen oyunun kurallarında (ki biz buna Google Algoritması diyoruz) değişikliğe gitmektedir. Bir Arama Motoru Optimizasyonu Uzmanı (ya da kısaca SEO) bu bilmeceyi çözmek ve müşterisine ait web sitesini deyim yerindeyse fırtınalı denizde batmadan yüzdürmek ile yükümlüdür.

Ülkemizde amatör ve vurguncu zihniyetlerin elinde “Arama Motor Optimizasyonu”‘ sektörünün itibarı bir miktar zedelenmişse de eğer biraz şansınız varsa kaliteli bir SEO Uzmanı’na denk gelebilir ve web sitenizin dönüşüm oranlarını ciddi oranlarda arttırabilirsiniz. Google iyi bir SEO’da olması gereken nitelikleri bulabileceğiniz oldukça geniş bir referans sayfa hazırlamıştır. Konuya ilgi duyduysanız buradan sayfaya erişebilirsiniz: Arama Motoru Optimizasyonu (SEO)

Mert Erkal

Mail: mert @ stradiji.com

Web: www.stradiji.com