Açık Sigortacılık’da Olacak mı?

Geçtiğimiz hafta bir banka üst yöneticisi ile yemek yedik, sohbet ettik. Konu sigorta sektörüne geldi. Güncel ve kronik sorunları konuştuk. Yakın gelecekte sigortacılık hali hazırdaki şekilde yapılmayacak, yapanlar pazar kaybedecek, yorumunda bulundu.

Ben de Turkcell’in kurmayı planladığını açıkladığı dijital sigorta şirketi ve Fiba Banka’nın HDI sigorta ile kurmayı planladığını açıkladığı dijital sigorta şirketi gelişmelerinden bahsettim.

Son günlerde Yapı Kredi Bankası ve Garanti Bankası’nın Açık Bankacılık reklamlarını seyretmeye başladık. Her iki banka da kendi internet veya mobil uygulamalarında, müşterilerin diğer banka hesaplarını da izleyebileceğini ve işlem yapabileceğini ifade ediyorlar. Yani Garanti Bankası mobil uygulamasından Vakıfbank’taki, İş Bankası’ndaki hesaplarımızı da görebileceğiz ve o hesaplardan da bazı bankacılık işlemlerini yapabileceğiz.

Sigorta sektöründeki teknolojik gelişimler neler? Ben şirketler özelinde çalışmalar, projeler görsemde sektörel yeni bir şey görmüyorum. Trafik sigortalarının kronik sorunlarını tartışmaktan, çözüm yolu bulmaya çalışmaktan, dijital yatırımlara fırsat bulamıyoruz galiba.

Yabancı hissedarların bir kısmı pazarımızı terk ediyorlar. (2019 yılı sonunda yabancı sermayedarların prim içerisindeki payı %55,2 den, 2021 yıl sonunda %51,8’e düşmüş)

Daha küçük ölçekli, lokal sermayedarlar yeni Sigorta şirketi kurma trendine uygun yeni yeni sigorta şirketleri kuruyorlar.

Ben bu dönemi biraz 1997 yılına benzetiyorum. O dönemde de yerli sermayedarların sigorta şirketi kurma trendi olmuştu. Bunların büyük kısmı 2005-2008 döneminde yabancıların Türk Sigorta Şirketlerine gösterdikleri ilgi ile Global şirketler tarafında satın alınmışlardı.

Bundan bir iki sene sonra yabancı sermayedarların tekrar sektöre ilgi göstermeleri mümkün.

Acaba sonraki ilgi klasik sigorta şirketlerine mi yoksa 2 tanesinin kuruluş haberini şimdiden aldığımız, dijital şirketlere mi olacak dersiniz? Fiba’nın hissedarının geçmiş şirket satış veya birleşmeleri (M&A) track-record’una bakınca, ileride iyi bedellerle satılacak şirketlerin dijital sigorta şirketleri olacağı, öngörüsünü şimdiden alıyorum.

Bankalar mobil uygulama/internet sitelerinden diğer bankaların işlemlerini yapmaya başlarken, dijital sigorta şirketleri kurulurken, sektör ne yöne gitmeli?

Bizler acenteler için dijital bir platform oluşturmaya çalışıyoruz. Ama elbette sadece bizler ile çalışmak isteyecek sınırlı sayıda ve kriterde acente tecrübesi olan sigortacılar bu platformu kullanabilecek. (2023 için 50 öngörüyoruz) Çünkü tek bir bireysel poliçe için bile 3-4 şirketten teklif vermenin operasyonel zorluğu bu çağda olacak gibi değil.

  • Ayrı ayrı şirket yazılımlarına gir
  • İstenen bilgileri tekrar tekrar yükle
  • Teklif gelsin onları Exel dosyasına taşı.
  • Müşteriye bu Exel tablosunu gönder.

Harcanan insan gücüne yazık.

Galiba, sigorta sektörü Türkiye ve Avrupa’da henüz müşteri odaklı çalışmanın, teknolojiye daha fazla yatırım yapmanın, diğer sigorta şirketleri ile bankacılık sektörünün Açık Bankacılık adı altında yaptığı gibi iş birliği yapmanın öneminin farkına varamadı.

Düşünsenize müşteri bir sigorta şirketinin dijital platformunda diğer sigorta şirketlerinden aldığı poliçeleri de takip edebilecek.

Güzel tarafını da söyleyeyim, Avrupa’da da sigorta sektöründe benzeri teknolojiler henüz yok. Güzel platformlar olursa belki dijital sigortacılığın ilk nüveleri Türkiye’den yayılabilir.

Gelecek mi o günler? Görecek miyiz?

Kaçınılmaz.

 

Lavanta Yetiştiren Sigortacılar

Brokerlığımız yeni projesinin anlatılması ve sigorta şirketleri ile protokollerinin yapılması için bugünlerde sigorta şirketlerindeki dostlara ziyaretler yapıyorum.

Ziyarete giderken yanında ufak bir hediye götürmek bizim neslin güzel alışkanlıklarından birisidir. Genelde de çikolata götürülür.

Ama bizler aynı zamanda, Prof. Dr. Canan Karatay hocanın anlattıklarından etkilenenler neslindeniz.

-Tatlı, Şekerli ürünler yemeyin diyordu.

Artık ziyaretlerimde çikolata yerine, Fiona’s Lavender’in lavanta kokulu ürünlerinden (Örnek: Lavantalı sabun) götürmeye başladım.

 

Aycan Hanım tanıtımını iyi yapmış olacak ki, tüm sigortacı dostlar lavanta yetiştiriciliğimizi biliyorlar. Ziyaretlerimde konu, önce lavanta yetiştiriciliğinden açılıyor ve sonra sigorta sektörüne, bitmeyen eskimeyen, değişmeyen sorunlarımıza geri geliyoruz.

  • Reasürans Pazarı zorlaştı,
  • Teknik Kar (Zarar)/Mali Kar,
  • Trafik branşının zararı,
  • Sermaye İhtiyacı

Sigortacılar olarak bu konuları konuşurken, sosyal medyadan takip ediyorum Fiona’s Lavender Sevgililer Günü için kalpte lavanta olan sevgili çift bebeklerinin ön siparişlerini topluyor,  hoş kokulu sabun, lavanta yağı, desenli kumaştan göz bantları vb. yapıyor ve renkli konulardan bahsediyor.

Lavanta yetiştiriciliğinin sigorta sektöründen daha zevkli olduğu konusu, sigortacılar tarafından çoktan fark edilmiş.

Sigorta Sektörü’nde  büyük çaplı lavanta yetiştiricisi acentelerimizin  yanı sıra, ceviz yetiştirenler, zeytin yetiştirenler, süt ve süt ürünleri imalatı ile uğraşanlar olmak üzere pek çok çiftçi/sigortacı olduğunu duyuyorum.

Not: Getirdiğim ürünleri kullanın. Çünkü, Fiona’s Lavender ürünlerinde doğal olmayan hiçbir madde yok. Ve de lavanta ürünlerinin uçucu yağının faydaları ise çok.

www.fionaslavender.com

Servant Leadership (Hizmetkar Liderlik)

Bazı yöneticilerin odalarına girdiğinizde masalarının üstü evrak ve dosya dolu olur. İşleriniz nasıl diye sorduğunuzda masanın üzerinde bekleyenleri göstererek, çok yoğun olduğunu söylerler.

Peki bu işlerin tamamı yöneticiler tarafından mı yapılmalı?

1977’lerde yeni bir liderlik tipi ortaya çıkmış. Hizmetkar Liderlik (Servant Leadership). İsmi liderliğin verdiği egolara biraz aykırı, çok üzerinde taşınası değil. Belki şanssız bir isimlendirme olmuş. Ama niteliklerini görünce isminden çok daha olumlu içeriği olduğunu anlıyorsunuz.

Günümüzde pek çok C level yönetici yetkilerini günlük operasyonlarda kullanmayı tercih ediyorlar. Böylece organizasyonu kontrol ettikleri ve gün içinde çok iş yaptıkları yanılgısına düşüyorlar. Oysa yaptıkları işlerin çoğunu çalışanlara devredebilir ve organizasyonun neyi değil, niye yapması gerektiğine daha çok zaman ayırabilirler.

Bu tarz liderlik yapabilmeleri için çalışanlara otonomi verilmesi, çalışanların güçlendirilmesi gerekiyor. Otonomi vermek ve güçlendirmek Hizmetkar Liderliği tanımlayan unsurlardan iki tanesi.

Okumaya devam et “Servant Leadership (Hizmetkar Liderlik)”

Acenteler İçin Dijital Platform-Birlikte Büyüyelim.

En son Haziran 2022’de Jüri üyesi ve panel yöneticisi olarak katıldığım PSM Smart  Awards ödül töreninde dile getirmiştim;

Acenteler biraraya gelmeli, ortak platform kurmalı ve dijital dünyada yerlerini almalılar.

Aslında neredeyse 10 senedir bu görüşümü özellikle kişisel bloğum www.ertugrulbul.com başta olmak üzere konuk olduğum sigorta mecralarında  tekrarlıyorum.

2021 sonuçlarına göre toplam prim üretiminin %59,8’ini acenteler üretiyorlar. Acentelerin dağıtım kanalları içerisindeki payı azalıyor.

2021 sonunda Türkiye’de kayıtlı 16.751 acente var.

Bunların önemli bir kısmı aktif çalışmıyorlar.

Bir kısmı çok düşük üretim yapıyor.

Asıl sorun yaşayanlar ise 16.751 acentenin neredeyse %35’ini oluşturan ve üretimini 5-6 milyon TL’ne taşıyabilmiş ama daha fazla artıramayan, bir yandan artan giderlerin, bir yandan kızışan rekabetin içerisinde ileriye gidemeyenler. Belirli ölçüde büyüdükleri için geri de çekilemiyorlar.

Bu sorunun çözümü için; Okumaya devam et “Acenteler İçin Dijital Platform-Birlikte Büyüyelim.”

Duygusal Zekanızı Geliştirin

FMV Işık Üniversitesi’nde yüksek lisans sınıfında bu dönem aldığım derslerden bir tanesi de duygusal zeka (Emotional Intelligence, diğer ismi ile Emotional Quotient EQ).

Özellikle iş hayatında çalışanların, “IQ yüksek ama EQ’su hiç gelişmemiş” şeklinde değerlendirildiğine  veya bazı okullardan mezun olan gençlerin iş yapışlarında çok başarılı olurken insan ilişikilerinde aynı başarıyı gösteremediklerine dair konuşmalara çok defa şahit oldum.

Eğitim öncesi duygusal zekayı temsil eden EQ’nun da genlerden, içinde büyünülen sosyal çevreden geldiğini ve sonradan gelişiminin mümkün olmadığını düşünüyordum. Oysa geliştirilebiliyormuş ve hatta bu konunun farkına varan bazı ülkelerde ilkokul müfredatında duygusal zeka ile ilgili dersler varmış.

Duygular, bireyin yaşam koşullarına başarılı bir şekilde uyum sağlaması için his, bedensel tepki, amaç ve ifadeyi koordine eden senkronize beyin tabanlı sistemler. Duygular diğer insanlar hakkında toplanan verilerdir ve hatta Büyük verilerdir. (Big Data)

Duygusal zeka ise kişinin kendisinin ve başkalarının duygularını tanıma yeteneğidir.

Dr. Ahmet Hakan Yüksel duygusal zekayı tanımlarken, “binicisi ile aralarında duygusal bir bağ kurduğu düşünülen at” örneğini verdi. Bu ilişkide binici zekayı (intelligence), at ise duyguları (emotions) temsil ediyor ve at ile binicisinin yolculuğunda zeka, duygular ile tamamlanıyor.

Duygusal zeka, tipik olarak empati ile ilişkilendirilir, çünkü bireyin kendi kişisel deneyimlerini başkalarınınkiyle ilişkilendirmesini içerir.

Zeka, duyguların alt yapısıdır. Algı duyguları, duygu ise tepkileri üretir.

Beynimizde yer alan amigdala isimli badem biçimli iki adet parçada, genellikle duygusal olaylarla ilgili uzun süreli anılar yaratılıyor. Epizodik bellek denilen bu alanda biriktirilen anılar bir sonraki karşılaşılan durumda beynin nasıl tepki vereceğine birikim ve hazırlık yapıyor.

Daha anlaşılır bir örnek ile açıklamaya çalışayım: Eğer olaylara olumlu bakmaya başlarsanız, olumlu anılar beyninimizde (amigdalada) birikiyor ve bu birikimlerin sonucunda diyelim ki iş yerinde yaşanan talihsiz bir olayla karşılaştığınızda, ilk tepkiniz olumlu tepki ile yönetilebiliyor. Eğer olumsuz anılar biriktirmişseniz ilk tepkinizde  olumsuz oluyor.

İşte duygusal zekası yüksek veya düşük diye değerlendirdiğimiz insanların değerlendirme kriterlerinin bir tanesi buradan geliyor.

İçinde bulunduğumuz dönemden başlayarak anılarınızı olumlu biriktirmeye çalışın ki gelecekte duygusal zekası yüksek insan diye tanımlanabilin.

Olumlama diye bildiğimiz ve gerçekliği beyne öğretmek ve bilinçaltında yapıcı ve yeni bir düşünce meydana getirmek teorisine de çok benzemiyor mu?

Kazada Kusurlu Bulundum, Hasarın Ne Kadarını Ben Öderim

 

www.ertugrulbul.com , ağırlıklı olarak sigortacılık veya iş dünyasına ilişkin bilgi ve tecrübelerimi paylaştığım kişisel web sitesi. En çok okunan ve yorum yapılan yazılardan bir tanesine, bugünlerde çok geri bildirim geliyor. (mail, yorum). Bknz. örnek:

https://ertugrulbul.com/bu-yazi-trafikteki-musteriler-icin/#comment-3738

Trafik kazasında kusurlu olan ve sadece Trafik (Karayolları Mali Sorumluluk Sigortası) poliçesi olup ihtiyari İMM veya İMM teminatını da içeren Kasko poliçesi  olmayanlar, karşılaştıkları ağır hasar yüklerinin ne kadarını Trafik Sigortası poliçesinin ve ne kadarını kendilerinin ödeyeceğini, endişe ile öğrenmeye çalışıyorlar.

Son bir yıldır araç değerlerinde anormal artışlar oldu. Elbette orjinal parça fiyatları da aynı oranda yükseldi. Trafik’te seyir halindeki araçların büyük kısmının sıfır araç değerleri 500 bin ile 1 milyon TL’den başlıyor. Kaza neticesinde biraz ağır bir hasar olur ise hasar tutarı ortalamada (bana gelen maillerden gördüğüm kadarı ile) 200-250 bin TL bandında.

Oysa, Araç başına Trafik poliçelerindeki teminat tutarı 100 bin TL. Gelen yorumlara; “Aradaki farkı siz ödemek durumunda kalabilirsiniz.” cevabını yazarken içim sızlıyor. Pek çok insan için tek seferde ödenmesi güç rakamlardan bahsediyorum. 100-150 bin TL.

Hele bir de zincirleme kaza olursa kusurlu sürücü için hasar yükü daha da artıyor.

İki çözüm var. Birisi Trafik poliçelerindeki teminat rakamının yükseltilmesi.

Sadece poliçe teminatının yükseltilmesi değil, yakın oranda Trafik Sigortası primlerinin de artırılması gerekir ki sigorta şirketleri de en azından bu branştan zarar etmesinler veya zaraları bir nebze azalsın.

Sektördeki sigorta şirketlerinin sermayedarlarına da hiç olmazsa zarar etmeyecekleri bir gelecek vaad etmek gerekir.

Ya da Trafik poliçelerinde yer alan 100 bin TL olan araç başına teminatın üzerine çalışan, münhasır bir İMM policesi veya kasko poliçesinin içerisinde İMM teminatını da ekleterek satın almak.

Genelde kaza oluncaya kadar sürücülerin pek çoğu kaza sonrasında neyle karşılaşacaklarını bilmiyorlar. Konuyu genel bir sorun olmaktan çıkartmak lazım.

İlk öneri bu işin doğrusudur. Teminat ve primleri yükseltmek. Düzenleyici otoritenin elinde son dönemdeki araç hasar ortalamalarına ulaşacak veri bulunuyordur. Ortalama hasar tutarında veya yakınlarında bir teminat ve buna uygun bir prim işin doğrusu olacaktır.

Bu işlem yapılıncaya kadar bu yazıyı okuyanlara İMM poliçesi almalarını ve/veya Kasko poliçelerinin içerisinde İMM olan poliçeleri tercih etmelerini öneriyorum.

….

Bu arada, münhasıran İMM poliçelerini veya uygun kasko poliçelerini Trive Sigorta ve Reasürans Brokerliği A.Ş. olarak  düzenleyip, sizlere iletebiliriz.

Daha fazla bilgi veya police teklifi almak için: [email protected] veya 0549 133 84 97 telefon ile ulaşılabilir.

 

Nöropazarlama

 

Fmv Işık Üniversitesi bünyesinde öğrencilik hayatıma geri dönmeye karar verdiğimde, benim öğrencilik yıllarım ile aradan geçen sürede müfredatta ne tür değişiklikler oldu, yeni neler öğreneceğim diye  merak içerisindeydim.

Executive Mba programında toplam 10 ders almamız gerekiyor. Bunlardan bir tanesi zorunlu, diğerleri seçimlik.

Danışman hocam Prof. Dr. Dilek Teker ile  hangi dönemde, hangi dersleri almamın bana katkısının daha fazla olacağını görüştük. Almamı önerdiği derslerden bir tanesi de Dr. Ali Levent Kurtoğlu’nun verdiği “Neuromarketing”  (Nöropazarlama) dersi idi.

Her hafta derslere, bugün yeni ne öğreneceğim diye heyecan ile katıldım.

Öğrendiklerimden bir kısmını sizlerle de paylaşayım.

Nöropazarlama nedir?

Nöropazarlama, geleneksel olarak tıpta, psikiyatride ve psikiyatride   kullanılmakta olan çeşitli araçlar  (EEG, Eye Tracking, fMRI vb. gibi) ile nörobilim ve bilişsel bilimin, pazarlamaya uygulanmasıdır.

Nöropazarlama, müşterilerin bilinçsiz düzeyde nasıl tepki verdiğini daha doğru anlamak için belirli reklam, pazarlama, paketleme, içerik vb.’nin değerlendirilmesini içerebilir. Ayrıca, belirli reklamları veya diğer materyalleri test etmeden pazarlamayı daha etkili hale getirmek için nörobilim ve bilişsel bilim araştırmalarından elde edilen bilgilerin uygulanmasını içerebilir.

Okumaya devam et “Nöropazarlama”

Girişim Ekosistemi

 

1990 yılından bu yana faklı sektörlerde  profesyonel veya girişimci olarak yöneticilik yapıyorum. Girişim yapanların da girişimlere yatırım yapan fon şirketlerinin de hedeflerini gerçekleştirmeleri mücadelelerinde neler yaşadıklarını, hissettiklerini yaşayarak öğrendim.

Her ne kadar Türkiye, yabancı sermaye çekme konusunda bundan 10-15 yıl öncesi kadar cazip değilse de halen bazı konular yabancı yatırımcıların ilgi alanında olmaya devam ediyor. Bazıları doğrudan ama geneli Türkiye’de kurulu Girişim Fonları aracılığı ile özellikle teknolojik alanda girişimi bulunan firmaları, oluşumları takip ediyorlar.

Bu fonlardan bir tanesinin yöneticisi ile kahve içtim, Girişimcilerle ilgili şöyle bir tespiti oldu:

“Bir fikir bulup, biraz ilerletenlerin yatırımcı almak istedikleri değerler anormal rakamlara ulaştı. Beklentiler uçtu. Rakamlar daha başlangıç aşamasında milyon dolarlar ile ifade ediliyor.”

Girişimciler, fikirlerine, yatırımlarına aşık oluyorlar ve her aşamasında aşırı değer biçiyorlar.

Okumaya devam et “Girişim Ekosistemi”

Sürü Liderliği (Swarm Leadership)

Geçtiğimiz günlerde Lavanta tarlasındaki çalışmalarımıza ilişkin Linkedin üzerinden yaptığım paylaşım, 29.000 kişi tarafından görüntülendi. Bu rakam benim Linkedin bağlantılı olduğum kişi sayısının neredeyse 5 katı. Bu denli ilginin; İnsanlarda bir kaçıp gitmek, doğa ile ilgilenmek, bir şeyler üretmek isteğinden kaynaklandığını düşünüyorum.

Evet, Kapadokya’da tarım alanında bir takım emeklilik planlarımızı şimdiden hayata geçiriyoruz ve Lavanta yetiştiriciliği için çalışmalara başladık ama henüz iş dünyasını bırakıp bir yere gitmiyoruz. Lavantalarımızdan %100 verim almak için  3 yıl beklememiz gerekiyor. Sonrası için de planlarımızda iki coğrafyalı bir hayat kurmak var. İstanbul-Ürgüp.

Kurumsal hayata bilgi ve tecrübelerimizle katkı sağlamaya devam. Ama üretmek için güncel de kalmak lazım. Güncellik sadece çalışarak değil teorik olarak da korunmalı. Bu da eğitim ile sağlanabiliyor.

Eğitimin sadece ilgili alandaki bilgi birikimi değil, insanın genel vizyonuna ve hayata bakışına da katkıları olduğuna inananlardanım.

Bu düşüncelerin ışığında Fmv Işık Üniversitesi Executive MBA programına başvurdum ve Şubat 2022 den bu yana da tekrar öğrencilik günlerime geri döndüm.

Ödevlerim, sınavlarım, pek çoğu yabancı olan arkadaşlarım var. Ama daha önemlisi önceki eğitim hayatımda görmediğim yeni derslerim var. Neuromarketing bunlardan bir tanesi. Bir diğeri Liderlik ve Ekip Yönetimi.

“Bunca senedir liderlik yapıyorsun sana ne katacak” diyen arkadaşları duyar gibiyim. İşte bu yazımda durumun hiç te öyle olmadığını anlatan benim için yeni bir Liderlik türünden sizlere bahsetmek istiyorum.

Swarm Leadership- Sürü Liderliği

Okumaya devam et “Sürü Liderliği (Swarm Leadership)”

Lavantalar ve Balonlar Cappadocia

Ürgüp’te var olan üzüm bağımın içinden bir yol geçince, yeni hazırlanan İmar Planı’nda benim de hissedar olduğum bir arsa tahsisi yapılmış. İmar Planı’nda “Günü Birlik Tesis” olarak belirlenen bu alana ne yapılabilir? diye düşünürken, uzun yıllardır dostum ve Yunak Evleri Butik Otellerinin kurucusu Yusuf; “Neden bir Lavanta Bahçesi yapmıyorsunuz?” Dedi.

Eşimle birbirimize baktık. Bir miktar birikmiş paramız vardı. Bir sahil kasabasından tüm beyaz yakalıların hayali olan ufak bir yazlık alalım diye planlar yapıyorduk. Sonra düşündük, bizim kişilik yapımıza yılın en az üç ayı, bir yazlık evde hiçbir şey yapmadan denize girmek ve bir şeyler üretmemek, uymaz dedik.

Başladık, Lavanta işini araştırmaya.

Okumaya devam et “Lavantalar ve Balonlar Cappadocia”