Sigorta Sektörü Çalışan Verimliliği

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) “2012 Yıl sonu İtibariyle Merkez ve Bölgelerde Kadrolu, Sözleşmeli, Part-time, Full-time Çalışanlar Sayısı” verilerini açıkladı.

Sigorta şirketlerinde (200 kişilik reasürans şirketi/şirketleri çalışanları dahil) geçtiğimiz yıl sonu itibariyle;  6.280 kadın, 5.496 erkek çalışan olmak üzere toplam 11.776 kişi  çalışmaktadır.

Aynı dönemde sektörün ürettiği toplam prim üretim rakamı da; 19.826.649.625.- TL olarak gerçekleşmiştir.

Yani Türk Sigorta Sektörü’nde çalışan başına prim üretim rakamı ortalama 1.712.738.- TL olarak gerçekleşmiştir.

Aynı dönemde Hayat ve Hayat Dışı ilk 20 şirketin prim üretim rakamlarını ve toplam çalışan sayılarını yan yana ekledim ve çalışan başına toplam prim üretim rakamı sonuçlarına ulaştım.

Pek çok faktör bu ortalamaları etkileyebilir. Örnek: Dağıtım kanalı farklılığı (acente, broker, banka veya direkt dağıtım kanalları, vb.gibi), iş stratejileri, ağırlıklı çalışılan branşlar bu rakamları etkileyebilir.

Ancak, sektörde hangi şirket, ne kadar çalışan ile, ne kadarlık prim üretebiliyor sorularına yanıt bulmak açısından güzel bir tablo ortaya çıktı.

Çalışan Memnuniyeti

 

Öğrenciler Milyar Dolarlık Yatırımlarda Karar Verici Olabilirler mi?

Geçtiğimiz günlerde İngiltere’nin en büyük Aggregator’lerinden bir tanesinin yetkilileri mail yolu ile bana ulaştılar.

“Şirket olarak önümüzdeki dönemde radarlarına aldıkları üç ülkeden bir tanesinin Türkiye olduğunu ve pazara ilişkin araştırma yapmak üzere oluşturdukları bir ekibin Türkiye’de sigorta sektörü yetkilileri ile görüşmeler yapabilmesi için” benim yardımcı olup olamayacağımı sordular.

Merak edenler için öncelikle üç ülke: Türkiye, Brezilya ve Güney Afrika olarak belirlenmiş.

Ben de ilgili makamlar ile görüşmelerini sağladım.

Asıl buradan sonrası bana ilginç geldi.

Bu üç ülkede pazar araştırmaları yapmak üzere seçilen kişiler, üniversitelerin ve özellikle de Business School’ların Mba – Yüksek lisans öğrencileri idi.

Büyük uluslararası şirketlerin üniversiteler ile strateji geliştirme konusunda birlikte çalıştıklarını daha önce de görmüştüm ancak, yüksek lisans öğrencilerine şirketlerinin geleceğini emanet edecek projelerde görev vermelerini ilk defa duyuyordum.

Sıkıntı şuydu ki, ülkemizde iş çevreleri gelen ve iş tecrübeleri olmayıp, sadece üniversitelerde yüksek lisans yapan öğrencilerin, ülkeye gelecek büyük yatırım kararları alınmasında ne denli önemli- kilit rol oynayabileceklerini anlamakta zorlanıyor ve görüşme taleplerine olumlu-olumsuz geri dönüş dahi yapılmıyordu.

Belki sadece bir iki uluslararası şirket politikasıdır ancak, “uluslararası şirketler ile üniversitelerin ve de üniversite öğrencilerinin birlikte çalışmalarına, bu öğrencilerin yazacakları raporların milyarlarca dolarlık yatırımları etkileyebileceği”, gerçeğine alışmamız gerekiyor.

Ülkemizde de iş dünyası ile üniversitelerin ortak çalışmalarını bir an önce geliştirmeye çalışsak iyi olmaz mı?

Güzel Zamanda Gördük: Zagreb

Gazetelerde, Nisan 2013 den itibaren Hırvatistan’ın, Türk vatandaşlarına  vize (shengen) uygulamaya başlayacağını okuduk. Biz de uygulama başlamadan gitmeye karar verdik.

Türk Hava Yolları’nda Şubat ayında pek çok sefer için özel kampanyalar var.

Booking.com’dan otelimizin rezervasyonunu yaptık. Best Western Astoria Otel.

Uçağımız Atatürk Hava Limanı’ndan Zagreb’e bir saat kırk beş dakikada ulaştı.

Otelimiz, resimlerinde göründüğünden daha  ufak ancak, içi ve çalışanları oldukça sıcak bir oteldi. Şehir merkezine yürüyerek beş dakika uzaklıkta olması çok güzeldi. Booking.com’da rezervasyon yaparken en çok dikkat edilmesi gereken konu, daha önceki ziyaretçilerin yorumları.  Örnek: Astoria Otel ile ilgili, kahvaltısı güzel yorumu vardı, ki gerçekten de kahvaltısında çeşit boldu.

Lokal para birimleri Kuna. 1 Tl yaklaşık 3.2 Kuna. 1 EUR ise 7.53 Kuna.

Ülke yakında Avrupa Birliği üyesi olacak ancak halen Kuna dışında para kullanılması illegalmiş. Euro kullanamıyorsunuz.

Zagreb’in “Zone 1” adı verilen, birinci bölgesi ağırlıklı olarak gezilecek yerlerin  toplandığı bölge. Şehir düz. Düzlüğününde avantajı ile yürümek kolay ve bisiklet için çok güzel bir parkur. Her yerde bisiklet yolları yapılmış ki, kıskandım.

zagreb4

İlk izlenimimiz, nasıl yaptılar bilmiyorum, çok az sayıda uluslararası şirket gördük.  INA adı verilen petrol dağıtım şirketi dışında hiçbir uluslararası petrol şirketi yok.

Mc Donalds, Kentuky Fried Chicken dışında hızlı global yemek zinciri görmedik. Giyim ve konfeksiyonda ise H&M ve Marlbora Clasic dışında ya zincir mağaza yok, ya da mağazaları var ancak kapanmışlar.

Binalar pek çok Avrupa ülkesinde gördüğümüz eski taş binalar. Genellikle restore edilmiş olmakla birlikte büyük kısmı bakıma ihtiyaç duyuyor.

Osmanlı akınları şehir mimarisine izler bırakmış. Örnek; Katedrallerinin etrafına yüksek duvarlar, kuleler inşa etmişler, fakat gördüğümüz kadarı ile şehirde Osmanlı izi kalmamış.

zagreb2

Demiryolu taşımacılığı ucuz ve yaygın. Bir bisikletçi arkadaşın bloğundaki tavsiyesi ile yaklaşık bir saat ötedeki Karlovaç isimli kasabaya ziyarete gittik. Gidiş geliş 2 kişi 65 Kuna. Yani toplam 20 TL tutuyordu. Hırvatların meşhur iki bira markası var, sanıyorum Karlovaçka adlı bira adını bu kasabadan almış.  Yaz aylarında hoş olabilir ancak bu mevsim için gidilmesini pek önermiyorum.

Hayat öncelikle yavaş tempoda akıyor. Ulaşım sorunu yok, şehir içinde de etkin bir raylı sistemleri var. Tranvaylar va şehir içindeki pahalı otopark sistemi araç kalabalığı oluşmasını önlüyor.

Her köşede İngiliz tarzı Pub’lar, cafeler ve zengin çeşitleri ile unlu mamuller pişiren fırınlar var.

Şehrin meydanında “Vip Club” adlı lokalde canlı caz müzik olduğunu öğrendik. 4-5 kişilik müzik grubu latin müzikleri çalıyordu. Bizi etkileyen asıl konu ise yaklaşık 20 kişilik bir masa çevresindeki dinleyicilerin gece boyunca çiftler ve bir ara topluca yaptıkları salsa ve tango danslarının güzelliğiydi. Vip Club’te bir şişe lokal şarap 40 TL.

Türk olduğumuzu söylediğimiz Hırvatların ilk tepkisi de “Süleyman” oluyordu. Sonradan anladık ki “Muhteşem Yüzyıl” çok sevilen bir dizi. Pazartesi akşamı bir tv kanalı “Sıla” bir diğer kanal ise “Muhteşem Yüzyıl’ı” yayınlıyordu. Türkçe seslendirme ve Hırvatça alt yazı ile. Meydanda oturduğumuz açık hava kafesi’nde, garson televizyon kanallarını değiştirip yeni başlamakta olan “Sıla” dizisini açtı ki, insan kendisini Türkiye’de hissediyor.

Yemek konusunda biraz sıkıntı yaşadık desek yeridir. Çok sayıda İtalyan restaurantı var. Ancak dışarıdan güzel görünen bir tanesinde, tatdığımız pizza felaketti. Otelimizin tavsiyesi ile denediğimiz “Ciho” isimli deniz ürünleri restaurantı ise felaket ötesi, kötü idi. Balık diye getirilen akvaryum balığı büyüklüğündeki gümüş balıkları, kabukları ile pişirilmiş ancak o kadar ufaklar ki kabuğunu soyamadığımız karidesler, ıspanak ile birlikte bol yağda kızartılmıştı ki, mekandan nasıl çıktığımızı bilemedik.

Son gün meydana yakın, “Carpaccio Ristorante” (Teslina No: 14) isimli İtalyan restaurantını denememiş olsaydık, yemek konusunda Hırvatların çok şanslı olmadıklarını söyleyecektik.

Pastane kültürü de gelişkin gözükmekle birlikte ürünlere yakından bakınca çok iştah açıcı gözükmüyorlar. Bir tek “Amelia” isimli, Fransız tarzı dekore edilmiş ufak kafe, muhteşemdi. tamamen kadınların oturup, sohbet ettikleri beyaz badana, mavi çerçeveli hoş resimler ile bezenmişti ve mekan çok güzeldi.

Ülkenin insanları sıcak ve işletmecileri dürüst. Fiyatlar İstanbul ile karşılaştırıldığında inanılmaz ucuz. Örnek: İstanbul’da kahve zincirlerinde en ufak bardağı 4.5 liraya içmeye alıştığımız kahve, Zagreb’te çok güzel porselen bardaklarda servis edilip hala 2.5 Lira ya satılıyor.

Zagreb hava alanı da küçük ve az sayıda sefer yapılıyor.

Şehirde beğendiğim uygulamalardan bir tanesi de; ekonomik durgunluğun zorunluluğu ile ortaya çıktığını düşündüğüm bir çözüm olarak normal taksilerin yanında, “Eko Taxi” adı verilen yeni bir taksi hizmeti sunuluyor. Daha küçük araçlar ile daha hesaplı taşımacılık yapıyorlar. Örnek: Şehir merkezinden hava limanına 105 Kuna ödüyorsunuz. Yani 32 TL. Oysa aynı hizmeti, hava limanında yer alan taksiler neredeyse iki katı fiyata, 200 Kuna’ya veriyorlarmış.

Tarihi binalar, müzeler, hemen her Avrupa şehrinin meydanında görmeye alıştığımız katedral, özel günlerde patlatılan bir topun yer aldığı top kulesi gibi kültürel,   hem şehir merkezinde hem de nehir kıyısında oluşturulmuş geniş yeşil alanlar, aralarda ufak tefek resim galerileri, hediyelik eşya satıcıları, her köşede pubları, fırınları ile biz Zagreb’i çok sevdik, çok beğendik.

Sanıyorum AB üyesi olduktan sonra bu özgünlüğü bulmak zor olur. Fırsat bulursanız ziyaret edin diye öneririm.

Dağıtım Kanalları Mücadelesinde Taraflar Değişiyor

Takip edenler biliyordur, bloğumdaki yazılarımın  bir kısmını ingilizceye çeviriyor ve yayınlıyorum. Yazılarımı paylaştığım önemli kanallardan bir tanesi de  Linkedin ortak paylaşım platformu.

Bankaların dijital sigortacılığa adım attıklarına dair yazımın da ingilizcesini bloğuma ekledim ve Linkedin’den paylaştım.

Yazıma yine Linkedin aracılığı ile  Brezilya’dan, eski bir çalışma arkadaşımdan bir yorum geldi.

Yorumda özetle:

“Latin Amerika ve özellikle de Brezilya’da benzer gelişmeler var. Önümüzdeki yıllarda derin dönüşümler göreceğimize inanıyorum. Daha genç nesiller topluca on-line satın alımlara yöneliyorlar ve bankalar bu gelişimi yakalamak için kendi portallarını geliştiriyorlar .  Gelecekte bankalar ve brokerlar arasında bir mücadele olacaktır.

Müşteriye daha fazla odaklanılması ve dataların etkin kullanımı, sigortacılar açısından önem taşımaktadır.”

denilmektedir.

Sigortacılıkta düne kadar ağırlıklı olarak ticari müşteriler için acenteler ve bankalar arasında yaşanan dağıtım kanalı mücadelesi yerini on-line bireysel  iş yapan brokerlar/aggregatorler ile bankalar arasında mücadeleye bırakacak gibi gözüküyor.

Latin Amerika ve özellikle de Brezilya ekonomisinin, bizim ekonomimize benzerliğini düşündüğümde on-line sigortacılıkta ilginç gelişmeler olacağını söylemek zor olmayacak.

Not: Geçtiğimiz günlerde Linkedin’den aşağıdaki mesajı aldım.

My Part in LinkedIn’s 200 Million Member Milestone

linkedin.com

Hurray! I have one of the top 1% most viewed @LinkedIn profiles for 2012. “

200 milyon üyesi olan bir network içinde, 2012 yılı içerisinde profilimin  en fazla görüntülen %1’lık dilimde olması, hoşuma gitmedi değil.

 

The Bank that says “I’m in Digital Insurance too!”

We are observing with excitement the entry of one digital distribution channel after another into the world of digital insurance in the recent days.

Direct insurance companies, brokers, agencies, insurance portals. And now, a Bank has carried its insurance activities to the digital space.

Aktif Bank has launched a web site called sigortayeri.com 

Aktif Bank is a bank that makes successful use of alternative distribution channels in banking. Instead of increasing the number of its physical branches, they create successful applications of alternative distribution channel solutions.

They have now added “alternative insurance” to their differentiated approaches.

In the website;

      • The products are offered under the headings MTPL, Motor Own Damage, TCPI, Home, Personal Accident, Emergency Health, and Special Products for You.
      • The Customer Value Offer is very clear:

                                         -Best price,
                                        -Anytime, anywhere,
                                        -7/24 Customer Support,
                                        -Claim Support Service,

      • They work with 9 insurance companies.
      • As far as I could see, it was designed as an online web service only – they aim to provide service also through Post Offices and through different locations with the help of the Business Partnership Program.
      • The website is designed as a bright, easy to understand and one that requires little information exchange.

On the other hand;

    • The presentation stile that is favored by the digital world, such as animation or a sympathetic character that carries “humor”, was not used. It looks a little distant from the “in“s of the digital world at first glance.
    • It is a curious matter how they will bring together the current insurance legislation and the “Business Partnership” program. I hope they will be successful in this respect and contribute to the expansion of the insurance pie to the base.
    • “Neova Sigorta”, which is used as an example under the heading “How Do I Get Insured”, is not one of the insurance companies that is listed on the main page.
    • However, I believe they will be making many improvements in time as the site is brand new at the moment.

I wish all the success to Aktif Bank and the sigortayeri.com team who have opened a new page in insurance.

I may not have an objective view in this, but, I believe that www.sigortadukkanim.com is still number one among the alternatives in terms of reflecting the colours of the retail world and customer point of view into its processes.

Let’s see what innovations will come up in the digital world in the coming days.

Dijital Sigortacılıkta Ben de Varım Diyen Banka

Son dönemde, farklı dağıtım kanallarının dijital sigortacılık dünyasına peş peşe girişlerini heyecan ile takip ediyoruz.

Direkt Sigorta şirketleri, brokerlar, acenteler, sigorta panelleri derken şimdi de bir Banka, sigortacılık konusunda faaliyetlerini dijital ortama taşıdı.

Aktif Bank sigortayeri.com adında web sitesini kullanıma açtı.

Aktif Bank, bankacılık kulvarında  alternatif dağıtım kanallarını başarı ile kullanan bir banka. Fiziki şube sayısını artırmak yerine,  alternatif dağıtım kanalları çözümleri geliştirerek  başarılı uygulamalara imza atıyor.

Farklı yaklaşımlarına şimdi de  “alternatif sigortacılığı” eklediler.

Sitede;

  • Zorunlu Trafik Sigortası, Kasko Sigortası, DASK, Konut Sigortası, Ferdi Kaza Sigortası, Acil Sağlık Sigortası ve Size Özel Ürünler başlığı ile ürünler sunuluyor.
  • Müşteri Vaadi çok net

                                      -En Uygun Fiyatlar,
                                      -Her an her yerde,
                                      -7/24 Müşteri Desteği, 
                                      -Hasar Destek Hizmeti, 

  • 9 Sigorta Şirketi ile çalışıldığı gözüküyor.
  • Anladığım kadarı ile  sadece on-line web’ten satış olarak kurgulanmamış, PTT  Şubeleri ve  İş Ortaklığı Programı ile farklı lokasyonlardan da hizmet vermek amaçlanmış.
  • Tasarım aydınlık, kolay anlaşılır ve başlangıçta az bilgi ile hizmet verebilecek şekilde dizayn edilmiş.

Bunlarla birlikte;

  • Animasyon, sempatik karakter gibi “humor” içeren ve web dünyasının sevdiği tanıtım yaklaşımı kurgulanmamış. İlk bakışta dijital dünyanın “in“‘lerinden uzak duruyor.
  • Mevcut sigortacılık mevzuatı ile “iş ortaklığı” programını nasıl bir araya  getirebilecekleri bir merak konusu. Umarım bu konuda başarılı olurlar ve sigorta pastasının tabana yayılmasında ciddi katkı sağlayabilirler.
  • Sitede, “Nasıl Sigortalanırım?” başlığı ile anlatılan sigortalanma sürecinde örnek olarak verilen “Neova Sigorta”, ana sayfada sıralanan sigorta şirketleri arasında gözükmüyor.
  • Ancak, site henüz çok yeni faaliyetlerine başladığından, zaman içerisinde geliştirmeler yapılacaktır.

Sigortacılıkta da yeni bir sayfa açan Aktif Bank ve sigortayeri.com ekibine başarılar diliyorum.

Belki bu konuda objektif bakamıyor olabilirim ancak, bireysel dünyanın renkliliğini ve müşteri bakışını süreçlerine yansıtma açısından  değerlendirdiğimde www.sigortadukkanim.com mevcut diğer alternatifler arasında bana göre hala bir numara.

Bakalım Dijital alanda daha ne yenilikler çıkacak karşımıza.

Trafik Sigortalarında Serbest Tarifeye Geçiş Zamanı Geldi mi?

Geçtiğimiz günlerde Ankara’da bir taksi sürücüsü, sigortacı olduğumu bilmeden:

-Trafik sigortası primlerinin bu sene anormal arttığını, geçtiğimiz senelerde 400-600 TL arasında yıllık prim öderken, bu sene istenen prim rakamının 2.500 TL’ne yükseldiğinden ve Ankara’da kazançlarının, bu primleri karşılayacak sevide olmadığından bahsetti.

Yine Ankara’da bir başka sohbette;

-Ankara’da Dolmuş portföyünün, araç başına ortalama hasarının 1.600 TL olduğunu; ancak, bu sene dolmuşlardan 6.000 TL’ne ulaşan trafik primleri talep edildiğinden bahsedildi.

Sigorta sektörünün risk seçimi ve doğru riske doğru fiyat uygulamakta sıkıntı çektiğinden konuşuldu. Çünkü aynı dolmuşlara geçmişte 600-800 TL arasında fiyatlamalar yapıldığı, sektörün riske bakıldığında ya çok düşük veya çok yüksek fiyatlama yaptığı, konuşuldu.

Eylül 2012 itibariyle Trafik Sigortaları Branşında sigorta sektörünün brüt yazdığı prim 2.521.322.173 TL ve teknik zararı -651.783.926  TL gerçekleşmiştir.

Hasar/Prim neredeyse %26 oranına yükselmiştir ki, şirketlerin bu zararı daha fazla tolere etmesi mümkün gözükmemektedir.

Bir tarafta  zarar eden sigorta şirketleri, öte yanda fiyatların anormal yükselmesinden rahatsız müşteriler.

Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü’nün de en hassas olduğu konu müşterilerin mağduriyetinin önlenmesidir.

O takdirde yakın zamanda Trafik poliçelerinde fiyatlama politikalarında, yeni düzenlemeler geleceğini bekleyebiliriz. Bunlardan bir tanesi de, alt ve üst sınırların belirlendiği mevcut tarife sisteminden tamamen çıkılarak, serbest tarifeye geçiş olabilir mi?

Peki olursa, yeniden yoğun bir fiyat rekabeti yaşanır mı?

Alacak Sigortalarında Pazar Boşluğu (Market Gap):

Alacak sigortası: Şirketlerin yurt içi veya yurt dışı alacaklarının tamamının ve/veya bir kısmının aşağıda belirlenen risklere karşılık sigorta şirketlerince teminat altına alınması poliçesidir.

 Alacak Sigortaları ile Alıcının;

  • İflas etmesi,
  • Tüzel kişi olması halinde, borçlarını ödeyememesi nedeniyle hakkında tasfiye kararı alınması,
  • Borçlarının ödenmesi ile ilgili olarak bir mahkeme veya yetkili bir resmi merci tarafından tüm alacaklıları bağlayan kısıtlayıcı bir karar alınması,
  • Borç ödemede acze düşmesinin belgelenmesi veya bu durumun sigortacı tarafından kabul edilecek başka bir şekilde kanıtlanması suretiyle yapılan icra takibinin sonuçsuz kalması,
  • Borçları ile ilgili konkordato ilan etmesi ve hukuki olarak yukarıda belirtilen durumlara eşdeğer görülen diğer haller sonucu satıcı konumundaki sigortalının Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaptığı satışların bedelini kısmen veya tamamen alamaması nedeniyle uğrayacağı maddi zararlar,
  • Ayrıca sözleşme olması şartı ile; yukarıda sayılan hallerin dışında alıcının sözleşmede kararlaştırılan şartlarla mal veya hizmet bedelini ödememesi (temerrüt) hali ,

Teminat altına alınmaktadır.

Normal ekonomik koşullarda kredi sigortası şirketlerince şirketlere dönük tesis edilen kredi sigortası limitlerinin; ekonomik dalgalanmalarda alacaklılara ait ekonomik verilerde bir kötüleşme olmaksızın tamamen sigorta şirketinin ticari kaygıları ile, bu sistemik riske karşı önlem olarak, firma limitlerinin kısılmasına ise Pazar Boşluğu (Market Gap) adı verilmektedir.

Bazı Avrupa ülkelerinde,  Pazar Boşluğunun ortaya çıkması durumunda, içerisinde kamunun da hissedar olarak bulunduğu sigorta şirketleri, firmaların kriz öncesi limiti ile kriz sonrası limit arasındaki farkı sigortalamakta ve ekonomik krizin daraltıcı etkisinden şirketlerin kurtarılmasını sağlamaktadırlar.

 Örnek: X Kredi Sigortası firması tarafından toplam alacakların %30’una kadar limit tesis edilen bir firmanın kriz döneminde limitinin, %10 a çekilmesi durumunda, aradaki %20’lik kısım Pazar boşluğu oluşturmaktadır. Bu kısım Kamu tarafından kurulacak Alacak Sigortası şirketi tarafından kapatılabilir.

 Türkiye de de Alacak Sigortalarının  yaygınlaştırılmasının zamanı gelmedi mi?

Güzel Müzik

Uzun zamandır müzik ile ilgili yazı yazmadığımı fark ettim.

Gün içerisinde her ne yapıyorsanız, sizi motive edecek, mutlu kılacak, üzüntülü veya aşırı duygu dolu iseniz, duygularınıza çoşku katacak müzik mutlaka vardır.

Ben iyi olan her türlü müziği dinlemeyi çok seviyorum. Ancak bazı parçalar varki o anki ruh halimi iyileştirdiğini düşünürüm. Bazıları biraz eski kalmış olabilir, ama benim kuşağıma aşina gelecektir.

Uzun yıllar albümlerini dinledikten sonra ilk defa  “Harbiye Açık Hava’da” canlı dinlediğimde, bana “ruhumun bedenimden yükseldiği” hissini veren Leman Sam benim bir numaram.

Konserlerinde bazen sözleri unutsa da ses tonu ve şarkı söyleyişi bence harika)

Saatlerce albümü çalsa müziği dinlemekten sıkılmıyorum ve sesi bana huzur veriyor.

Bazen enerji fazla geliyor, birazını müzik dinleyerek atmak istersem ya da kızgınlığımı dışarı atmak istersem; Metalica’dan One’ı dinlemeyi seviyorum.

Özellikle parçanın ortalarında bir gitar solo var ki…

Motivasyon şarkım, Queen’den “I want to break free.

Ne zaman “bu nasıl bir tempodur, buralardan gitmek, sakin bir yere kaçmak lazım” diye hissetsem dinlemeye bayılırım.

Bazılarına göre babaanne, ancak iyi kayıt ve iyi bir müzik sistemi ile Tina Turner’ın “Best of” albümünü usanmadan  dinleyebiliyorum.

Cyndi Looper’ın “çatal sesi” ile araba kullanmak zevklidir.

Buika ve özellikle de “No Habra Nadie En El Mundo” parçasını dinlemek lazım.

Belki uzun yıllar otellerde kahvaltı yapma alışkanlığımdan, sabah kahvaltılarında, Vivaldi4 Mevsim”, kadar huzur veren başka müzik ben bilmiyorum.

Neden olduğunu hala bilmem; Musa Eroğlu’dan “Mihriban” ’da gözlerim dolar.

Yavuz Bingöl gibi iyi bir sesten “Sarı Gelin” ve İbrahim Tatlıses’ten “Türkmen Gelini” türkülerini dinlemeyi de seviyorum.

Hayatınız güzel müzik dolsun…

Acenteler de Dijital Dünyayı Keşfediyor

Satın alma alışkanlıklarındaki değişim tüm Dünya’da devam ederken,  genç ve eğitim seviyesi her gün artan Türkiye’nin dışarıda kalması söz konusu olamazdı.

Benim izlenimim: tüm sektörlerde öncelikle aracılık fonksiyonlarının dijital dünyaya taşındığı yönünde.

Başlangıçta daha az maliyetlerle gerçekleştirilebilen dijital yatırımlar, pazara yeni girişler ve artan rekabet ile giderek daha yüksek yatırım gerektiriyor.

  • Sigorta sektöründe önce www.sigortadukkanim.com ve www.sigortam.net ; iki  büyük yatırım olarak ortaya çıktı. Her iki firmada “broker” tüzel kişiliği altında faaliyetlerine başladı.
  • Dünya trendlerinin tersine, daha sonra  bazı “sigorta şirketleri” sigorta direkt pazarına  girmeye başladılar. Örnek: www.artiksirasende.com
  • Akıntıya kürek çekmek yerine, suyun akışı yönünde hareket etme kararı alan “acenteler” de dijital dünyada yerlerini almaya başladı. Örnek: www.sigortasepeti.com .
  • Doğrudan sigorta satışı gerçekleştiren web sitelerinin yanı sıra, müşteriler ile aracıları bir araya getirmek üzere kurgulanmış “paneller” de hayatımıza giriyor.

Bunlardan bir tanesi de www.ehil.com.

  • Site oldukça yalın.
  • Açılışta  sağ alt köşede bir spiker ehil.com da neler yapılabileceğini anlatıyor.
  • Hem hizmet almaya ve hem de hizmet vermeye talip olanlar başvuru yapabiliyorlar.
  • Müşteriye vaadleri ilginç. Almak istediğiniz bir hizmet  ile ilgili, bölgenizde en az 5 işinin ehlini bulup size telefon yada mail ile ulaşmasını sağlıyorlar. Örnek: Kasko poliçesi almak isterseniz 5 sigorta acentesi size teklif gönderiyor.
  • Bu işinin ehillerine ilişkin profil sayfalarından ratingleri inceleme imkanı veriyorlar.
  • Fiyat ve koşul pazarlığı ehiller ile müşteriler arasında direkt yapılıyor.
  • Ödeme de doğrudan ehile yapılıyor.
  • Ehil.com aracılığı ile sadece sigorta işlemleri değil, araç kiralamadan, marangoz bulmaya; evlilik organizasyonundan, tatile; reklam tanıtım hizmetlerinden, ısı yalıtım’a kadar pek çok alanda (Diğer Hizmetler başlığı dışında 22 hizmet saydım) hizmet vermeyi vaad ediyorlar.

Şu konularda biraz gelişim ihtiyacı var.

  • Firmanın ve ortaklıklarının kim olduklarına dair doyurucu bir bilgi, web sitesinde göremedim. Bu da güven konusunda biraz sıkıntı yaratabilir.
  • Farklı sayfalardan ana sayfaya dönüş içn buton göremedim.

Bakalım başka hangi yeni yapılanmalarla karşılaşacağız.